Dalamanlı Delilah

Bölümler
Yazan: GaRaJ Bekçisi
Tarih: 12 Ağustos 2002

:: Delilah !



Delilah tamamen rassal seçilmiş bir örnektir. Amacı festival alanındaki kötü muamelenin bir yansımasını nedenleriyle ele almaktır. Örnekler çeşitlendirilebilir. Bahsi geçen kişinin ne Dalaman'la ne Delilah'yla ne de Samson'la ilgisi vardır. Sadece bu ismi geometrik ve fonetik olarak kendisine cok yakıştırmış olmam yüzünden böyle kullanılmaktadır. Delilah aslında "Unutulması Gerekenler" arasına sokmaya çok uğraştığım bir festival karakteriydi. Fakat unutmamış olmama da sevindim doğrusu.


Festival boyunca satın alma prosedürü, kapalı devre Multinet sistemiyle gerçekleştirildi. Her kart için depozit alınması bizi, grup için tek bir kart almaya sevk etti. Durum böyle olunca da Multinet makinasının verdiği "müşteri kopyası" ismindeki çıktıları biriktirip onlarla hesap yapmak zorunda kaldık. Tabi bu da, satın aldığımız her malzemenin "müşteri kopyası" çıktısını alıp saklamamız gereğini doğurdu. Fakat bu basit mantık yürütmeyi Delilah'ya anlatmak mümkün olmadı. Aynen aktarıyorum:

En gölge yer olarak bellediğimiz DJ çadırına, o saate göre çok yüksek sesli müziği de göze alarak, ilerledik ve bira almak için işlemlere başladık.



Bekçi (kasadaki kıza, bu Delilah değil): 3 bira 1 kola lütfen!




Multinet çakır çukur eder; dört kağıt çıkar; kasadaki kız bu kağıtlardan ikisini alır; ikisini bana verir; kolayı doldurur sahibine verir. Delilah'yı gösterir "Biraları şurdan alabilirsiniz" der. Ben elimdeki fişlere bakarım; anlarım ki kolanın fişiyle biraların fişi ayrı kesilmiş. Ok problem değil. Ben zaten benzincide köftemi yemişim karnım tok sırtım pek, istediği kadar fiş kessin, ben biramı içiyim de...



Bekçi (Dalamanlı Delilah'ya): 4 bira lütfen!

Dalamanlı Delilah (DD): Fişe bakiyim !

Bekçi (bira fişini gösterir)

DD (fişi alır, deler, çöpe atar, biraları doldurmaya başlar)

Bekçi (biraların dolmasını beklerken, nazikçe): Pardon, o fiş bana lazım, biriktiriyorum onları ben.

DD (önemsemez, doldurur, tahminim kendisine yazdığımı sanar. Kadim klanların tüm Fetes ruhları biliyor ki hiç öyle bi niyetim yoktu.)

Bekçi (önemsenmek ister): Özür dilerim, benim o fişi almam gerekiyor. Bakın kolanınkini aldım onu da aliyim lütfen.

DD: Ne diyosun sen ya

Bekçi (anlamaz): O çöpe attığın fişe ihtiyacım var benim.

DD (biraları doldurmaya devam ederek): Veremem ben onu al işte biralarını. O senin elindeki ne? Ver bakiyim onu da.

Bekçi (anlamaz): Neden veremezsin, benim o zaten. Bunu neden sana vericem ya, bu da benim.

DD (durur, gözlerini açarak kafasını yaklaştırır): Ne diyosun kardeşim sen.

Bekçi (korkar, kasadaki kıza döner, durumu anlatır, kız durumu anlar, tabii ki alabilirsin der, fakat o da Delilah'a durumu açıklayamaz)

Bekçi (artık sinirlenerek): Ya versene şu fişi.

DD: Ne istiyosun sen ya.

Bekçi: Fişimi istiyorum hesap yapıcam.

DD: Neyin hesabını yapıyosun sen?

Kasadaki kız Delilah'nın yanına gelir. Fişi çöpten alır, bana verir problem çözülür biralar içilir.


Dalamanlı Delilah festival alanındaki görevlilerin çoğunun biz alt seviye eğlenmek isteyen zavallılara olan yaklaşımlarının bir projeksiyonuydu. ikinci bir örnek vermek gerekirse bileklik problematiğini aktarmak isterim, aynen şöyle:



Çavuş: Bu bileklik sıktı beni gidip biraz bollaştırtalım.

Bekçi: Tamam benimki de öyle hadi...

Kapıya kadar yürünür.

Bekçi: Selam, bu bileklikler sıktı da bizim bilekleri, bunları biraz genişletebilir miyiz?

Delilah'nın kapı şubesi Milam: HAYIR

Bekçi: Neden?

Milam: ÇÜNKÜ ONLAR AYARLANMIYO KESEREK ÇIKIYO YANLIZCA.

Bekçi: Hehe! tamam o zaman keselim yenisini takalım.

Milam: OLMAZ, SORDUK YA SİZE BÖYLE İYİ Mİ DİYE KAPATIRKEN O ZAMAN DOĞRU TAKTIRSAYDINIZ!

Bekçi: Biz hiç anlamamışız kusura bakmayın da neden kesemiyoruz? Eskileri size vericez hemen burda, isteseniz yakın.

Milam: ONLAR SAYILI. KAÇ BİLET SATILDIYSA O KADAR VAR BURDA ONLARDAN!

Bu konuşma geceleyin 2,5 saat servis bekledikten sonra amacına ulaşamayan insanları dinlerken de kafamdan geçti, bilet sayısı kadar plastik bileklik yaptırabiliyorken neden bilet saısının 1/N i kadar otobüs getirtilemiyor? Ama Çavuş yılmadı, makyaj çantalarından aynası ayrılabilen bi dalgametre buldu. Ayna, itinalı kesme işlemi için kullanıldı ve genişleme başarılı oldu. Çavuş artık rahattı. O kadar kontrolden 4 gün boyunca biraz sıkıntılı geçti ama, bilek hasar almadı.

Tabii ki bu bahsedilenlerle ilgili bütün suçu organizasyon komitesine atmak hata. Böyle şeyleri hazmedememiş insanların Türkiye'de bulunması onların suçu değil ve böyle bir iş için herkesle mülakat yapıp öküzleri eleme şansı bulamamış olabilirler. Zaten asıl eleştirilen bu öküzlerin basit bir mantık yürütme ile öküzlük yaptıkları sürece kendilerinin de eğlenemeyecek olmaları sonucuna ulaşamamalarıydı. Çünkü öküzler eğlenemezler. Onlar çiğner.

Önceki bölüm
« Atmosfer Festivalik
Sonraki bölüm
Şortlu Adamlar »

Yorum yazın

Yorum yazmak için üye girişi yapmak gerekiyor.
Üyeyseniz giriş yapın, değilseniz üye olun.
  • Benim anlayışıma göre sahnedeki insanlar biraz uzak, biraz erişilmez olmalı. Yeteneği ve birikimiyle olduğu kadar kıyafetiyle, davranışıyla, iletişimiyle de benim yanımda durmuyo olmasını haketmesi lazım.

    Baştan sona gülümseyerek okuduğum makalenin en güzel yeri burasıydı bence.
    Üye
    kaşif
    Tarih
    27 Aralık 2006 00:00

Anket

TuRa sorar:
Sizce en iyi Jamiroquai albümü?
  • Emergency On Planet Earth
  • The Return Of The Space Cowboy
  • Travelling Without Moving
  • Funky Odyssey
  • Synkronized
  • Dynamite
//www.garaj.org