
Caz Pazarı, sağda solda yazıldığı gibi tam bir festival içinde festival mantığıyla organize edilmişti. Organizasyon kusursuzdu. Gruplar çok iyi seçilmiş mekan güzel düzenlenmişti, Hücbub ve Tz-maltit oranı dengelice ayarlanmış kimseye iltimas geçilmemişti, hatta süttenonlar dikkatlice çevreye serpiştirilmiş görünmeyen geçitlerin saadetini ayakta tutuyorlardı. Baobab konseri sırasında fikir alış verişi yaptığım Güllabeci'ninse durumdan oldukça hoşnut olduğu gözlerinden okunuyordu.

Gruplardan beni etkileyenler ise Orchestra Baobab ve Oi Va Voi oldu. Baobab'ın korkunç görünümlü ama aynı derecede sempatik saksofoncusunun yaptığı sahne şovunu uzun zaman unutamam herhalde. Oi Va Voi ise hayatıma Telepopmusic gibi bir festivalle giriş yaptı ve zor çıkacak gibi görünüyor. Güzel besteleri, alternatif sesleri ve ruhlu yavru kemancısı olan bu grubu fırsattan istifade herkese tavsiye etmek isterim.

Funk-off diye bir grup daha vardı etrafta gezinen deli gibi bir şeyler çalan. Bu adamlar kız arkadaşlarımızın sorgusuz sualsiz taptığı İtalyan erkeklerinin 15 tanesinin eline üflemeli ve vurmalı çalgılar verilerek çayıra salınmak suretiyle kurulmuş. 300. konserlerini Caz Pazarı'nda verdiğini sahnede açıklayan grup kelle başı 2 Red Bull içerek performansa hazırlanmıştı.
Nice festivallere, iyi ki varsın İKSV...