Kapat
..yükleniyor..
Kapat
İşi müzik olanlar, işlerini GaRaJ'da tanıtıp, müzisyene ulaşıyorlar. GaRaJ rehberini inceleyin.

MARİLYN MANSON hakkında bildiğiniz & bilmediiniz herşey???

  • faery • 21 Şubat 2005 23:35 • #452398
    suluboyalarını görmüştüm bu herifin... nerde gördüğümü hatırlamıyorum...
  • düşyılmaz • 21 Şubat 2005 23:37 • #452399
    kendi sitesindeki art gallery kısmındadır muhakkak.
  • düşyılmaz • 21 Şubat 2005 23:38 • #452400
    [16 kez okundu]düşyılmaz
    19 Şubat 2005 Cumartesi / 00:20
    bişi söyleyebilirmiyim??
    cinellik mevzuunda herşey palvra gibi geliyır bana,
    biirçok röpörtajını okudum,kendisi söylüyor herşeyi,yok kaburgaymış,dedesiymiş,üvey babasıymış,ablaymış
    asıl adı Brian Warner'dır.
    ezelden erkektir yani.
    biseksüllik hariç(muhtemel)..
    ..................
    bu kadar protest olunur,dahası yok, varmı??
    marilyn monroe va o katil charles mansonu cok sevdiğinden ismi böyle.
    charlesın 8arkadaşıyla bir kişiyi aynı anda geberttiğini biliyorum,ceset bile yok ortada.
    ...................................
    Target Audience ı severim!
    ..................................
    cesur değilmi bu adam,
    hemde nasıl!
    amerikanın en cok arananıydı bir zaman.
    bir vidyo var elimde muhtelif eyaletlerde takım elbiseli,naif insanların konuşmaları,
    marilyn manson deyip başlayan, sonunda kan ter içinde haykırışlarla biten.
    her konserinden sonra yeni bir dava acıldıgını biliyorum,taş gibi kadınlarla olddugunuda,
    yeterince saygılı oldugunu gerektiği zaman..
    ..............................
    ve asla sorunlu oldugunu düşünmüyorum..

    kalbalıklar ''sorun'' diyor diye sorunlu sayılmaz.

    kim sorunsuz değilki?

    onun artısı,
    sorunluluğunu bariz yaşıyor olması ;
    sorunlu halinin arkasındaki bir dünya insan..(sorunlu insan:))
  • omeqa • 21 Şubat 2005 23:38 • #452401
    Yorumlar biraz garip geldi...

    Bir çoğunuz heralde geyik yapıyor.
    Birilerini dinlemek için onu tanımak muhakkak gerekir mi bilmem ama
    Marilyn, mevcut ilahlardan birisi...
    (Öznel)

    Herkesin cinsel tercihine sayğı duymak gerekir.
    Adam kendi kendisine oralsx yapmak istemiş ve son iki kaburgasını aldırıp emeline kavuşmuş....

    Bazılarınıza iğrenç gelebilir.
    ...ki bencede iğrenç
    Ama saygı duymak lazım...

    Siz herifin müziklerini dinleyin....
  • irritate1 • 21 Şubat 2005 23:38 • #452402
    evet ben istiyorum,sana zahmet..
  • düşyılmaz • 21 Şubat 2005 23:41 • #452405
    MARILYN MANSON | Röportaj No: 70 | ARALIK-1998
    KENDİN OL!

    Otel odasına girip sandalyesinde yaşlı ve yoluk bir cennet kuşu gibi oturan, altın rengi pantolonlu, turuncu üstlü, kırmızı kontakt lensli ve 70''i yılların güneş gözlüklerinden takmış adamı gördüğümde hala beni buraya getirmiş olan taksinin fişinin üstündeki numaranın 666 666 olduğunu bilmiyordum. Bazı şeyleri fazla karıştırmadan bırakmak en iyisi... Ona normal biriymiş gibi yaklaşıp elini sıkmama şaşırıyor, dahası bana bakışında onu normal ve hatta utangaç ama yine de ilgili gösteren bir şeyler var. Fakat bunu itiraf edecek hali yok, o bir profesyonel hatırlasanıza! Manson konu en derin duygularına doğru gittikçe daha da açılıyor. "Bu albüm uyuşukluğu üzerinden atmak ve ilk kez duygularını göstermek ile ilgili. İnsan olmak acı ve korku barındırıyor ve şarkılar meydanda, soyulmuş ve çıplak olduğun zaman kendini gösteren yaralanma ihtimalini temsil ediyor."

    -Los Angeles'a taşınmak değişikliği mi getirdi?
    -L.A. ilham için mükemmel bir dekordu, çünkü daha fazla hissetmek istiyordum ve bu kadar sığ bir yerde elime ait olmadığım yerlerden daha fazla ilham aldığımı düşünme fırsatım oldu.

    -Özellikle oradaki insanlar mı "Mekanik Hayvanlar"?
    -Albümün adı, hissetmeye başladığım andan itibaren dünyanın geri kalanının daha az insan olduğunu düşünmeme dayanıyor.

    -Spontane yazan bir besteci misin yoksa Twiggy ile beraber beyaz odada mı yazıyorsun?
    -Her şey L.A. tepelerindeki evimde o odada yazılmadı ama fikirlerin çoğu oradan çıktı.

    -Nereye kadar "İntihar kralını oynayan küçük çocuk"sun? (Albümdeki parçadan)
    -Bu albüm beni neredeyse masum hissettiren bir yeniden doğuştu. Kendimi bir çocuğun gözlerinden bakıyormuş gibi hissettim.

    -Marilyn Manson birbirine bağlı bir grup haline mi geldi?
    -Grupta insanı şaşırtan şey, gerçekten de her albümde altı telliyi çalan kişinin değişmesi. Zim Zum kendi yaratıcı rüyalarını gerçekleştirmek için ayrıldı ve yerini ona John Lowery diye seslendiğinizde kafasını çeviren birine bıraktı. John, K.D. Lang, David Lee Roth, "Baywatch" soundtrack'i ve Rob Halford'un yeni projesi "Two" gibi projelerde yer almış 27 yaşında bir herif. Turne sırasında onunla tanıştım ve nasıl olup hep M.M. konserlerini kaçırdığından şikayet etmesini dinledim ve bir ay sonra da gruba girdi.

    -Kusmaktan çok korktuğu için alkol bile içmeyen biri sence gruba uyum sağlayabilecek mi? (Manson gururla sırıtıyor)
    -Bence iyi uydu. Johnny Five'ın gerçekten de iyi bir tekniği var ve çok da iyi bir eğlendirici. Yani sonunda pozisyonunu taşıyabilecek bir gitaristimiz oldu.

    -John'un Manson'un geçmişte yaptığı gibi düşük bir canavara dönüşmeyeceğini umalım. Eee canavar çalışma arkadaşlarını biraz anlatabilir misin?
    -Bence herkes birbirinden çok farklı ve bu da gruba farklı bir boyut kazandırıyor. Twiggy bana en yakın olan, kardeşim gibi. Hollywood'da onu etkileyen bir takım şeyler var ve benim hiç de eğlendirici bulmadığım bazı şeyleri komik buluyor. Pogo fazla akıllı ve aklını dizginlemek için bir yol bulmuş durumda. ADD'si yani ileri geri hareket etmesine neden olan bir beyin hastalığı var. Ginger en sessiz olanımız fakat bu ara çok yaratıcıydı. En yeni eleman olan John ise albümün kayıtlarına bile katılmadı ama turnede yer alacak.

    -Bu sefer albümün miksajını bile sen yaptığına göre, müzisyen olarak olgunlaştıkça bir kontrol(!) manyağına dönüştüğünü söyleyebilir miyiz?
    -Evet, özellikle bu CD'de görsellik, ses ve düzenlemeler tamamen kafamdaydı. Grup olarak çok yakın olduğumuz için toplanıp albümü kaydettik, sonra da rötuşlarını yapması için Michael Beinhard'ı çağırdık.

    -İnsan olarak iyi tanıtıldığına inanıyor musun yoksa sadece bir idol olmaktan daralmış durumda mısın?
    -Bu albümde bahsettiğim bir şey, iki ayrı kişiliği temsil ediyor. Manik depresyon belirtisi, süperstarın arkasında yatan karanlık, dışlanmış, yabancılaşmış, yaralı taraf. Kısmen eleştirdiğim her şeyi temsil ediyorum ve beynimin sol ve sağ tarafını ortaya koymak hayatımın iki tarafını bir araya getiriyor.

    -Kitabında bir yerlerde bir insanın hayatında değişiklik yarattığını bilmek gibi bir şey olmadığını söylüyorsun. Eğer müzik mesajını yaymak için bir platform olmasaydı ne olacaktı?
    -Büyük olasılıkla yazmaya devam ederdim, çünkü bu yapmaktan hoşlandığım bir şey. Kitabı geçen sene yazdım ve şimdi de "Mechanical Animals"daki müzikle bütünlük içinde olan bir senaryo yazıyorum. Bu albümde çalıştığım için, resim ve sanat eserleri yapmaya tekrar başladım.

    -Resimlerinin tarzını anlatabilir misin?
    -İki tanesini CD-Rom'a koydum, yani bilgisayara yüklersen bakabilirsin. Genelde renksiz, gri insan portreleri yapıyorum. Onları çirkin içleri olduğunu düşündüğüm için çiziyorum.

    -Eğer boyuyor olsaydın renklerin ölüm karasından kan kırmızısına kadar değişirdi, yanılıyor muyum?
    -Kesinlikle. Bu imaj galiba hem ölü hem de yaşayan bir şeyi temsil ediyor. Bu değişim sırasında olan şeydir. Film de distopi ve ayrık kişilik sendromu hakkında olacak.

    -Kitaptan fanların size sırlarını itiraf etmelerinden sonra durumu kaldıramadığın hikayesini hatırlıyorum. Bir elçi olabilmek için rock starlık mesafesine ihtiyacın mı var?
    -İnsanlar müzik yapmak gibi şeylerle uğraştıkları zaman bu onların insanlarla iletişim kurma çabasıdır. İnsanlarla bana pozisyonum nedeniyle daha rahat açılabilirler çünkü ben de CD'de onlara açılıyorum.

    -Mesajın bireylerin bağımsızlığını amaçlıyor ve bireylerin kendi gerçekliklerini yaratması gereğinden bahsediyor. Ama onlar yine de tek olmak yerine seni bir din gibi kopyalıyorlar.
    -İnsanların bir şeylerden ilham almaları, kendi güçlerini dışa vurmak için bir yerlerden güç almaları gerekir. Benim de idollerim var ve onları karıştırıyorum.

    -Hiç hayatın seni daha az asi fikirlerle ve daha az akılla donatmış olmasını böylece de daha normal, sakin, uyuşuk bir hayat yürütebiliyor olmayı istediğin oluyor mu?
    -Hayır, olduğum şeyden pişmanlık duyduğumu zannetmiyorum. Kendim olmanın zevkini çıkartabileceğim ve yüzleşmem gereken acıyı unutturacak bir yol olarak sanatı buldum.

    -Bence her deneyimin ilacı olan bir şey varmış. Hayatının bu döneminin etkisini azaltan şey ne? L.A.'de gezinmek yerine burada oturup röportaj vermek zorunda olman mı?
    -Her şey büyük bir resmin parçasıdır, dolayısıyla röportajlarla bir derdim yok. Bunu kitapta yazmış mıydım? Hmmm, bu ara kendimi tatmin olamamış hissediyorum.

    -Doğal yükselmelerle uyuşturucudan yediğin tekmenin acısını dindirdiğini düşünüyor musun?
    -Geçmişte uyuşturucular bir boşluğu doldurmaya, arkasına saklanmaya veya duygulardan kaçmaya yarıyor gibiydi. Albümde uyuşturuculardan "Mekanik hayvanlar" haline gelmemizin sebebi olarak bahsediyorum. Bu şekilde uyuştuk. Şu anda ise uyuşturucuların sadece ilham kaynağı olduğu bir yere kaçabiliyorum.

    röportaj: françoise berger
  • düşyılmaz • 21 Şubat 2005 23:42 • #452406
    MARILYN MANSON | Röportaj No: 180 | ŞUBAT-2001
    BİR SATANİSTİN ÖTEKİ YÜZÜ!

    Amerika'nın bir numaralı Persona-non-gratası, gittikçe büyüyen tartışmalı şöhretiyle adını aldığı Marilyn Monroe'yu da, soyadını aldığı Charles Manson'ı da gölgede bırakıyor. 1996 tarihli ``Antichrist Superstar'' albümüyle koparttığı fırtınaları üç yıl önceki ``Mechanical Animals''la iyice şiddetlendiren Marilyn Manson, bugünlerde ``Holy Wood (In the Shadow of the Valley of Death)'' albümüyle tekrar gündemde. Yeni Dünya'daki Hıristiyan sağın Columbine katliamından sorumlu tuttuğu ve susturmaya çalıştığı sanatçıyla Londra'da görüştük. Onu 666 numaralı odada bulacağımı düşünmüştüm. Değil mi ama şeytanın gösteri dünyasındaki en yakın arkadaşına başka hangi oda yaraşırdı? Heyhat, resepsiyonist kadın, hem de ``Tanrı yardımcın olsun'' dercesine acıyan bir bakışla, 912 numaralı kapıyı tıklatmam gerektiğini söylüyor. Biraz şaşırdığım kesin. Üstelik henüz habersizim; Londra'nın sosyetik Mayfair semtinde, Hyde Park'la Green Park'ın buluştuğu dar sokakta yükselen Metropolitan Hotel'in dokuzuncu katında Marilyn Manson'la tanıştığımda çok daha şaşıracağım. Kapıyı kendi açıyor. Perdeleri sımsıkı kapalı, gün ışığına yasaklanmış, sadece birkaç mumun aydınlattığı odaya da bizzat Manson tarafından buyur ediliyorum. Alamet-i farikası sayılan garip lensleri ardından gözlerimin içine bakarak elimi sıkıyor. Tüysıklet cüssesinden beklenmeyecek derecede sağlam, kötü şöhretinden beklenmeyecek derecede sıcak bir el sıkış bu. Ve bembeyaz makyajlı androjen yüzünün vişne çürüğü dudaklarıyla gülümsüyor. şeytani değil, dostça gülümsüyor. Portakal rengi kazağımla odayı mumlardan daha iyi aydınlattığıma dair sürpriz bir espri patlattığındaysa, birlikte gülüyoruz. Utangaç bir ses tonuyla, fısıldar gibi konuşuyor. Ne kadar nazik olduğunu anlamak için fazla konuşmasına da gerek yok. Biliyorum, asla inanmayacaksınız ama çok, hatta haddinden fazla kibar ve uysal biri. Sohbetimize başlamadan önce ne içeceğimi öğrenmek istiyor. Mini bardan iki kutu Diet Cola getirirken, ilk soruyu kendime sormadan edemiyorum: Acaba bütün satanistler böyle cana yakın mı?

    -Beni gerçekten şaşırttığınızın farkında olmalısınız.
    -Evet. Ama şaşırmaya mecbur değilsin. Baltam yok. Kelleni kopartmak gibi bir niyetim de. Gazeteci diye karşıma geçen moronlara pek benzemiyorsun. O bakımdan sen de beni şaşırttın. Bak, Türkiye'ye hiç gitmedim, orada kaç hayranım olduğunu bilmiyorum ve insanların anlatacağım şeyleri umursayıp umursamayacağından zerre emin değilim. Yine de bu söyleşiyi yapmak ilginç bir tecrübe. Öyleyse devam edelim.

    -Herkes Marilyn Manson için bir şeyler diyor. Ya siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
    -Düşüncelere sahip olmaktan korkmayan, başkalarını da düşüncelere sahip olmaya zorlayan biri. Bir düşünce teröristi. Zaten bu yüzden Amerika'daki muhafazakar sağ kanadın ve fanatik dincilerin boy hedefiyim. Çünkü düşünce onları korkutuyor. Bireye tahammülleri yok. Düşünen bir bireyden ürkütücü gerçekleri, ne kadar ikiyüzlü olduklarını duymak istemiyorlar. Yol açmakla suçlandığım Columbine katliamı ertesi bunu çok daha iyi anladım.

    -Söyleşimizi ayarlayan menajeriniz Columbine'dan bahsetmemi yasaklamıştı. Şimdi konuyu siz açıyorsunuz.
    -Menajerime aldırma. Aldırmayacaktın da. Defalarca tembihlenmiş olsan bile, mutlaka konuyu açacaktın. Ben daha erken davranıp seni kendi oyununda alt etmiş oldum. Gerçek şu ki, bu mesele fazla uzadı. İki geri zekalı (Dylan Klebold ve Eric Harris) gitti, hiçbir sebep yokken önce 12 okul arkadaşını ve bir öğretmenini, sonra da kendilerini öldürdü. İkisi de beyaz, orta sınıfa mensup, görünüşte sorunsuz, hatta mükemmel çocuklardı. İşte Amerika bunu kabullenemedi. Yaptıkları iş bugünün Amerikası hakkında gündeme ağır sorular getirecekti, ama kimse o soruları cevaplayacak cesarete sahip değildi. Kimse suçu serbestçe erişilebilen silahlar ve bozuk aile yapısına atmaya hazır değildi. Sonuçta bir günah keçisi arandı ve parmaklar bana uzatıldı.

    -Üstelik o ikisi hayranınız olmadığı halde.
    -Ben kolay hedeftim, çünkü öyle bir katliamı yapabilecek, yapmasa da yol açabilecek birine benziyordum. O yüzden yığınla yalan söylendi. İddiaların aksine Klebold ve Harris beyaz makyajlı değildi, benim t-shirtlerimi giymiyordu, hayranım bile değildi. Onlar KMFDM ve Rammstein dinliyordu. Aslında bu önemsiz. Eğer o gençler silah taşıyacak kadar yetişkin sayılıyorsa, silahlarıyla yaptıkları katliamdan sorumlu tutulacak kadar da yetişkin sayılmalı. Ebeveynler çocuklarını dinlemiyorsa, onların dikkat çekmek için başvurdukları vahşi saçmalıklara şaşırmamalı. Ve medya... Medya insanlara ``Sıradan bir canlı olacağına, şöhretli bir ölü ol'' mesajı veriyorsa, 15 kişinin ölümünden payına düşen sorumluluğu almalı. Suçu bana, benim müziğime yüklemek, tam bir komedi.

    -Ezelden beri müzik ve şiddet arasında bağ kurulmaya çalışılıyor. Öyle bir bağ, incecik bile olsa, hiç mi yok?
    -Asla! Şiddetin faturasını alakasız şeylere çıkaramazsınız. Sebebi çok daha derinlerde. Yeryüzüne şiddeti getiren ilk insanın soğuk kanlı cinayeti için rocknrolla, sinemaya ve kitaplara ihtiyacı yoktu. Kardeşinin beynini dağıtırken Kabilin tek motivasyonu, doğasındaki şiddet eğilimiydi. şiddet ve vahşet yeni keşfedilen şeyler değil, hep vardılar. Oranları artmadı, yalnızca tele vize edilir oldular. İsa'nın çarmıha gerilişi ya da Amerikan iç savaşını televizyonlarda izleseydik, bugünkü tartışmalar çok daha farklı olurdu.

    -Columbine katliamı sizi bir birey olarak nasıl etkiledi?
    -Çok üzüldüm. Çok çok üzüldüm. Canavar değilim. Aslına bakarsan, anlatamayacağım kadar duygusal biriyim. Ağlamaktan da çekinmem. Eğer öfke ve nefreti biliyorsanız, karşı uçtaki duygulara da yabancı olamazsınız.

    -Columbine ertesi üç ay evden çıkmadığınız doğru mu?
    -Ölüm tehditleri yüzünden turnemin kalan konserlerini iptal etmiştim. Kendim kadar hayranlarımın güvenliğinden de endişe duyuyordum. Ayrıca bütün kapılar suratıma kapanıyordu. Ben de eve sığındım. O üç aylık süre boyunca bir yandan ``Holy Wood'' albümümdeki parçaları yazdım, diğer yandan da aynı adlı romanımı tamamladım. Sonra düşündüm; ya oturup düzülmeyi bekleyecektim, ya da çıkıp herkesin dişlerini dökecektim. Cazip olan ikincisiydi tabii. Şimdi ``Holy Wood (In The Shadow of the Valley of Death)''le koca bir siktir çekiyorum dünyaya!

    -Bırakalım albümü insanlar çözsün, iyi olup olmadığına onlar karar versin. Dilerseniz başka konulara geçelim. Mesela Trent Reznor'la barışmanıza.
    -Trent'le darılmış olmamıza hayret ediyorum. Ona çok şey borçluyum. Beni keşfeden oydu. İlk üç albüme prodüktörlük yapan da. Hala onun Nothing Records'una bağlıyım. O dönem Marilyn Manson'ın Nine Inch Nails'den daha çok satmasına bozulmuştu sanırım. Neyse, olay kapandı. Geçen Mayıs barıştık. Ben Robert Hales'le ortaklaşa NIN singleı ``Starsuckers, Inc.''in videosunu çekmiştim. Sonra Madison Square Garden'daki konserlerine de konuk oldum.

    -Ya Eminem'le kurduğunuz dostluk?
    -Eminem sıkı herif. Onun ``The Way I Am'' klibinde gözüktüm. Ne var ki, yaptıklarını her zaman onayladığımı ve dost olduğumuzu söyleyemem. Eşcinsellerden gerçekten tiksindiğini ya da annesinin ırzına geçmekten gerçekten keyif alacağını da sanmıyorum ya, neyse. Her şeye rağmen, Eminem çok önemli, saygı duyulması gereken biri. Söylemekten çekinmediği kendi düşünceleri var. Sevin, sevmeyin, yaşamasına izin vermek zorundasınız. Çünkü dünyanın düşündüğünü söyleyen insanlara ihtiyacı var.

    -Bugünlerde kimleri dinliyorsunuz?
    -Müzik adına berbat bir dönem yaşıyoruz. Kimsenin söyleyecek fazla şeyi olmadığından şarkı sözleri bomboş. Fazlaca prova yapılmış ürünler geziyor ortada. Queens of the Stone Age'i seviyorum. Onların geçen akşamki The Garage konserine de gittim. Bir de Godhead var. Sahibi olduğum Posthuman Records'a bağlılar, yeni albümleri ``2000 Years of Human Error''un executive prodüktörüyüm, albümdeki iki parçaya da vokal yaptım. Burada utanmazca onların reklamını yaptığımı düşünüyorsan haklısın, aynen öyle yapıyorum. Çok iyiler ve bunu hak ediyorlar.

    -Korn, Limp Bizkit ve Slipknot'la Marilyn Manson'ı kıyaslar mısınız?
    -Kızgınlar ama sebebinden fazla emin değiller. Kızgın ve popülistler. Öfkeleri iyi planlanmış, plak şirketlerince -hadi yaratılmış demeyeyim de- iyi yönlendirilmiş. Benimse kızgın olmak için gerçek sebeplerim var ve onlar üzerinde yoğunlaşıyorum. Aksi taktirde ne anlamı var? Satanist olduğunuzu gizlemiyorsunuz. Şaka olsun diye sormuyorum; şeytanla aranız nasıl? şeytan, tarihteki ilk asiydi. -Yine de yeryüzündeki tüm kötülükleri ona yıkmak haksızlık. Bence beyazdan daha beyaz geçinenler, şeytandan daha şeytan. Bilhassa fanatik dinciler. Ben Satanizmin sözcüsü değilim, hiç olmadım. Satanizm, inandığım bütünün bir parçası. Dr. Seuss, Dr. Hook, Nietzsche ve İncil'le birlikte. Nihayetinde ben de sıradan bir ölümlüyüm.

    -O halde sıradan bir gününüz nasıl geçiyor?
    -Çalışarak. Uyanır uyanmaz çalışmaya başlıyorum. Ne olduğu önemli değil. Müzik, video, öykü, roman, resim, hiç fark etmez. Hayal gücüm sürekli meşgul. Aynı anda birden fazla şeyi hayal edip birden fazla şey üzerinde çalışabilirim. Çalışmadığım zamanlarda nişanlım Rose'la (aktrist Rose McGowan) beraberim. Köpeklerim Bug ve Festera tapıyorum. Onlarla boğuşmak çok eğlenceli ve rahatlatıcı. Anne-babama çok düşkünüm. Fırsat buldukça onları ziyaret ediyorum. şüphesiz okuyor ve düşünüyorum.

    -David Lynch'in ``Lost Highway''inde bir porno yıldızı olarak gözükmüştünüz. Tekrar sinemaya dönecek misiniz?
    -İstiyorum ama oyuncu değil, yönetmen olarak. Yönetmenlik bana daha uygun. Şilili yönetmen Alexandro Jodorowskyden etkilenerek ``Holy Wood'' adlı senaryoyu yazmıştım. Johnny Depp de kadroda yer almayı kabul etmişti. Çekilecek film, bir bakıma Jodorowskynin ``Holy Blood'' adıyla da bilinen ``Holy Mountain and Santa Sangre'' filminin devamı olacaktı. Ama bağımsızlar dahil hiçbir şirket çekmeye yanaşmadı. Bir yıllık uğraştan sonra pes ettim. Kabul etmem gerekiyor ki, din, politika ve şiddet üçgenine fazla dalmış bir senaryoydu. Sonra o senaryoyu romana dönüştürdüm. Neyse, Jodorowsky'yle iyi arkadaş olduk. 15 yıldır elinde tuttuğu ``Able Cain'' adlı senaryoya bana önerdi. Kendi çekmek istemiyormuş. Henüz kesin bir şey söylemek için erken.

    -Yıllar önce Debbie Harry, Malcolm McLaren ve Red Hot Chili Peppers gibi isimlerle röportajlar yapmıştınız. Gazeteciliğe dönmek ister miydiniz?
    -O işten nefret ettim. Tek kelimeyle, nefret!

    -Bugüne dek yaptığınız en kötü şey neydi?
    -Medyaya sorarsanız, 15 kişiyi öldürmek. Bir de kendi kendime blow-job vermek için birkaç kaburga kemiğimi çıkarttırdığım söylenmişti. Ekleyecek bir şeyim yok.

    -Gün gelip insanların sizi anlayacağı konusunda ümitli misiniz?
    -Amerika, çocuklarının kanıyla sarhoş. Timsah gözyaşları akıtılıyor, o gözyaşları da dolar banknotlarıyla siliniyor. Bu Amerikan Kabusu. Değişmek zorunda. İnsanlar beni anlamak zorunda. Ümitliyim elbette. Er ya da geç anlayacaklar.

    -Son olarak; her fırsatta düşmanlarından ve ölümden korkmadığınızı söylüyorsunuz. Peki gerçekten korktuğunuz bir şey var mı?
    -Akrepler!

    -Lobide resepsiyonist kadınla göz göze geliyoruz. Gülerek selam veriyor, iyi günler diliyorum. Eh, şaşırma sırası onda. Çok isterdim ama durup ona 912 numaradaki adamın öteki yüzünü anlatacak zamanım yok. Hızlı adımlarla Piccadilly'ye doğru yürürken ansızın aklıma takılıyor: Acaba 666 numarada kim kalıyordur... james eralp baydar
  • irritate1 • 21 Şubat 2005 23:44 • #452407
    ben zaten müziklerini dinliyorum ve çok beğendiim için kendisiylede ilgili bilgimi genişletmek istediimden dolayı böyle bi konu açıyorum..ayrıca cinsel tercihine tabi ki saygı duyucaz bu gün önemli olan yaptıı müziğidir tabi ki.. benim ilgimi çeken bu denli sorunlu gözüken bi insanın röportaj verirken insanları şaşırtması..çok insancılmış..biraz garip olduu için merak ettim..
  • faery • 21 Şubat 2005 23:45 • #452408
    yok orda görmedim... hiç bakmadım ki oraya...
  • düşyılmaz • 21 Şubat 2005 23:49 • #452409
    ordan görmüş olmak zorunda değilsin tabi ki,başak yerlerdede gösteriliyor olabilir.ama ordan yayılıyor.
    çok iyi çizimleri var

    http://www.marilynmansonartworkonline.com/mm.cgi/mm_023.html?id=NBne9fYf

    bu iyi bir nazi anlatımı mesela.