Rock müzik 1960ların başında bünyesinde barındırdığı bir tür olan rock and rolldan and rollun çıkarılmasıyla oluştu. Bünyesinde barındırdığı diyorum çünkü rock müziğini de içine alan pop müzik türleri bir çok müzikal alt türlerin sentezinden meydana gelmiştir. 1730larda Amerikan müziğinide derinden etkileyen büyük uyanışlar dinsel bir uyanışın birbiri sıra ortaya çıkan iki dalgasıydı. Birincisi İngiliz Dr. Isaac Wattsa ait Hymms and Spiritualinin Londra da yayınlanmasıyla doğan 1739 Borton baskısının yapılmasıyla Amerikanın bütün kentlerinde etkisi hissedilen yeni bir müzik anlayışının güneyin folk müziklerinin etkilemesi sonucunda meydana gelmiştir. İkincisi ise ; 1780-1830 yılları arasında hristiyanlaştırılmış siyahlar ayinlerini yaparlarken Afrika dinsel törenlerinde görülen dairewi dans, çığlık atma, ritim tutma gibi unsurlar dualara karışmıştır. Siyahların bu dönemde yaptıkları bütün ülkeye yayılmıştır, böylelikle dini müzikte siyah-beyaz ayrımı ortaya çıkmıştır. Amerikanın ilk pop müzik yıldızı Jimmie Rodgersdir. Rodgers, country ve boogie-blues harmanlaması yaparak; hillbilly folk ve bluesdan aldığı sözleri birleştirerek country müziğin başlıca dayanağı halini almıştır. Bu yıllarda Paramounts Records, blues müziğin babası olarak anılan Blind Lemon Jeffersona ilk plağını yapar.
Rockn Roll; ragtime, blues, boogie, country, gospel gibi müzikal alt türlerin karıştırılması sonucunda oluşmuştur. Bu türlerden rocka geçiş yapan son yapı taşı R&B (Rhtym and Blues)dir. Kişiliği ve yaptığı müzikle erken bir rocker olmasından kaynaklanarak ismini duyuran Robert Johnson geçişte en önemli kişi halini almıştır. Kendine has tekniğiyle blues müzisyeni T. Bone Walkerda elektrikli gitarı ilk kullanan kişidir. Bu tekniğiyle bir çok gitar sihirbazlarını etkileyip rocka geçişte çok önemli bir rol almıştır. 1943-51 yılları arasında başlangıçta sadece siyahların radyo istasyonlarında ve sokaklarda yaşayan R&B ,orta sınıf beyaz gençlerin bu müziğe alışkanlık haline getirmesiyle birlikte popüler hale gelir. 1954-55 yılları arasında aynı müziği beyazlar icra edince bunun adını Rockn Roll koyarlar.
Rockn Roll biz gençler arasında o kadar rağbet görür ki, hem endüstriye karşı radikal çıkışların kaynağı hemde müzik endüstrisinin geçim kaynağı konumuna gelir. Rockın Rollun R&Bden farklılaşıp kendine özgü bir müzik türü halini almasını sağlayan en önemli kişiler Elvis Presley ve Chuck Berrydir. Rockn Rollun büyük kralı Elvis Presley R&Byle, country ve hillbily müziklerini çok iyi kaynaştırmıştır. Chuck Berry ise kendinden önceki gitarcıların tekniklerini sentezlemiş ve Rockn Rollun ilk gitar kahramanı olmuştur. Zaten ikisinin de asıl şöhretleri bu birleştirici güçlerinden ve kendilerinden sonraki bütün rock müzisyenlerini etkilemelerinden gelmiştir. 1950lerin sonunda Elvis Presley askerde, Buddy Holly ölmüş, Chuck Berry ise hasipte olduğundan rockn rollun sonu olduğuna karar verilmiştir. 1959-63 yılları arasında rock müziği bir boşlukta olarak düşünülebilir. Lakin bu yıllarda Bob Dylan ortaya çıkar. Dylan ilk üç albümündeki müzikler ne folk müziği ne de rockn roll müziği içerisinde tanımlanmıştır. Dylan şarkılarında siyah düşmanlığının inatla sürmesinden, savaşın anlamsızlığından, sevginin öneminden dünyanın güzelliklerinin hızla kaybolmasından bahsetmiştir. Amerikada gerçekleşen bu müzikal gelişimler bütün dünya gençliğini ama en çok İngiliz gençliğini etkilemiştir. İngiliz gençlerinin arasından bir çok müzisyen çıkmıştır. Bunlar; Beatles, Rollling Stones, Animals gibi ilk rock topluluklarını kurmuşlardır. Bu gruplar zamanla kendine özgü yapıları ortaya koyarak gerçek anlamda rock müziği yapmışlardır. Bu gruplardan ilk piyasaya çıkan grup Beatlesdir. 1965de Rubber Soul albümünü yayınladıklarında tamamen özgün yapıya geçiş yapmışlardır. İşte bundan sonra rockın yükselişide başlamış olur. Eric Claptonın içinde bulunduğu gruplar özellikle Cream çok büyük başarılara imza atar ardından dewir İngiltere duwarlarının clapton is god (Clapton Tanrıdır) yazılarıyla dolar. Beatlkes çılgınlığı durulur gibi olur.
1960ların sonu, sawaş yüzünü göstermeye başladığı dönemler; nükleer savaş tehdidi, Amerikanın sawaşa sürüklediği Vietnam... İşte bu dönemde çiçek gücü hareketi ortaya çıkartılır. Ünlü sawaşma seviş sloganı bu hareketin bir ürünüdür. Çiçek gücünü oluşturanların çoğunluğu beyaz gençlerdir, bir diğer isimleriyle hippiler. Genel olarak o dewirlerde bu hareket neredeyse bütün rock gruplarından destek almıştır. Bu yıllarda doğu dinlerine ilgi artmıştır. Rockta ki bu doğu modasıyla müzisyenlerin ve dinleyicilerin uyuşturucuya ilgisi bir anda artmıştır. Çok kısa bir süre içinde çiçek çocuk olma modası nerdeyse hiçbir sonuca ulaşmadan son bulur. Zaman geçtikçe tam bir düzen adamı, düzenin sawunucusu olurlar. The Doors, The Animals, Rolling Stones gibi gruplardan sonra 1965-70 arasında kurulan Pink Floyd, Deep Purple, Led Zeppelin, Yes gibi gruplarda artık mega rock gruplardır. Bu gruplar sayesinde rock en popüler dönemini yaşamış ve hiç olmadığı kadar ciddiye alınmaya başlanmıştır.
O zamanların en ateşli tartışması rockın bir sanat müziği olup olmadığıydı. 70lerin ikinci yarısında, rock artık plak satışları ve konser gelirleriyle müzik endüstrisinin en iyi geçim kaynağını oluşturmuştur. Rock müzisyenleri milyonlarca dolarlık elektronik aletlere sahiptirler ve hepsi çok zengin olmuşlardır.
Tam bu sıralarda punk rock ortaya çıkmıştır. Punkı diğer rock türlerinden ayıran en önemli özelliği, diğer hiçbir rock türünde görülmeyen şiddet, kargaşa ve kaos vardır. Punk, rockın görünmeyen yüzünü ortaya çıkarmıştır. Punkta kesinlikle kalite ve hoşa gitme kaygısı yoktur. Punkçılar 1960-70lerde rock müziğine we doğal olarakta rockçılarada lanet okurlar; bunun sebebi onlara göre rock artık para, şan şöhret aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. 70li yılların uzun we karışık soloları ile dolu parçaları yerine kısa ve özentisiz çalıp söylerler. Sex Pistols o kadar basit ve ilkel çalar ki izleyenler ister istemez bunu bende çalabilirim diye düşünürler. Buda İngilterede bir çok punk grubunun doğmasına yol açar.
80li yıllarda ise Heavy Metal parlaması yaşanır. Bence Heavy metali en iyi anlatan kelime kargaşa kelimesidir. Çünkü heavy metalin içinde komünizm, faşizm, anarşizm, devrimcilik, sadizm gibi birbirinden çok kopuk anlamları bulmak mümkündür. Bu kopukluk sayesinde bir çok alt dallara ayrılmıştır. Fakat hepside içeriğinde küfürü barındırır. 90lara gelindiğinde ise yeni bir rock anlayışı Amerikanın Seatle adlı kentinden gelir.Bu kentte kurulan garaj gruplarının önce Amerikaya sonrada bütün dünyaya açılması ile birlikte bir grunge çılgınlığı ortaya çıkar. Pearl Jam, Soundgarden, Faith No More, Red Hot Chilli Peppers, Therapy gibi gruplar sayesinde rock tekrar bir canlanma içerisine girer.