Baktınız ki, popülarite elden gidiyo, şarkı da yapamamışsınız (çünkü aklınız şöhret olma davasıyla meşgul) o zaman napıyosunuz? Vakit kaybetmeden, o eski güzelim sanatçılarımızın ter dökerek, emek harcayarak, gırtlak patlatarak hazırlamış olduğu o caanım sanat eserlerinden herhangi birini alıyosunuz... önce yarım yamalak gitar çalabilen (kendince virtüözdur o kişi genelde) gitaristiniz, şöyle sert(!) bi sözümona solo hazırlıyo. Siz de o muhteşem kargavari sesinizle ağzınızı bi o yana, bi bu yana yamultarak, yayvan ağızlı kurbağa misali, alaycı ve aşağılayıcı bir tavırla şarkının içine ediyosunuz! Ah, pardon! Eserinizi seslendiriyosunuz yani! Tabii, arada oha falan olarak, kal getirerek, öküze falan bağlayarak hem şarkınıza renk katıyor; hem de güzel Türkçemize de bir el atmış oluyorsunuz. sonra da müzik yaptım, müzisyen oldum, sanatçı oldum diye, poponuz bi karış havada, ortalarda dolanıyosunuz ki; haklısınız çünkü biz napıyoruz? sizi ve sizin gibileri pohpohlayarak göklere çıkarıyoruz... el üstünde tutyoruz, sırtınızı sıvazlıyoruz. Ama gazınız çıktı mı, bi kenara atıp gidiyoruz naber? çünkü bilmediğiniz bi şey var; bu millet ne kadar kör, sağır, dilsiz olsa da müziği; kulaklardan silinmeyecek, unutulmayacak müziği çok iyi biliyor...