-
Yanımızda görtüreceğimiz, göz altları çökmüş bir tabut dolusu rüya değil mi aslında?
O da bunu istememişti..Kalbi kırık sözcüklerini..Ve boş hayallerini..
Şimdi herkes yalnızlık dolduruyor bavullarına ve gidiyor ait olmaya çalıştığı yere..
Kayboluyoruz....
Üstelik bunun farkında bile değiliz.. Yardım istemiyoruz bulunmak için.. Çünkü kimsenin yardım edemiyeceğini biliyoruz..
İnanıyoruz düzeleceğine.. Ama unutyoruz bunlar düzeldiği zaman daha başka şeylerin düzelmesini isteyeceğimizi..
Aç gözlü değiliz.. Ama istiyoruz..Yanlızca yardım edebileceğimize inanıyoruz.. Yanlızca haksız olduğuna.. Yanlızca kalması gerektiğine..
Ama bilmiyoruz.. Kendi yolunun ne tarafında olduğunu... Ve nereye gittiğini.. Gitmek istediği yeri..
O da bunu istememişti..
Tıpkı her yeni doğan güneş bakışlı, tombul yanaklı masum bir bebek gibi..
Şimdi öğreniyor ve paylaşıyoruz.. Egolarımızın emrettiği gibi..
Her yeni günden birşey alıyor ve borcumuzu ödüyoruz ona yaşlanarak..
Kabul edemiyoruz.. Ama ettiğimizi farzederek yürümeye devam ediyoruz..Ve her kabul edemeyenide kolundan tutup sokuyoruz yoluna.. Buluyoruz onu burda tutabilecek keskin bir neden.. Ya da geçerli bir sebep..
Ağlıyor, gülüyor, yaşıyor ve ölüyoruz.. Her yeni günden birşey alıyor ve borcumuzu ödüyoruz ona yaşlanarak..
Büyük canavar içinde geliştiriyor organelleri ve kemikleri..Ve sonrada yiyor onları.. Tıpkı 4,5 milyar yıldır yaptığı gibi..Nevrotik şikayetleri, öfkesi ve sevgisi.. Zekası ve yeteneği..
O da bunu istememişti...
Ama eğer basit bir yiyeceksen.. İstememe lüksünü sunmuyordu dünya senin önüne.. İsteyip istemediğinide sormuyordu sana.. Yanlızca bana daha fazla yaklaş..İçime karış.. Zamanı ister sen seç ister ben..Ne fark ederki..Besin olduğumuzu unutup hala patronluk taslıyoruz.. Ama neye yararki.. Sonunda bir şekilde.. Yeniliyoruz..Saygı duyuyor, nefret ediyor, seviyor ve seviliyoruz.. Ama sen restoranta gittiğinde yediğin pizza ve kolanın biribirini çok sevmesinin ne önemi olduğunu düşünüyormusun ki.. Düşünmemelisin de, çünkü oda senin için bunları düşünmüyor zaten.. Ya da hamburgerin pizzadan nefret etmesi seni ne kadar ilgilendirir ki.. İlgilendirmemelide.. Gözlerimiz kararır, tırnaklarımız körelir, sırtımız eğrilir.. Son perde kapandığı zaman.. İşte o pizza diliminden, işte o hamburgerden başka hiçbirşey değilsindir sen, büyük canavar için.. Ve sen öldüğünde çoktan minerallerin ve vitaminlerin, başka bir organele hayat vermiştir bile.. Sadece başka bir besin için..
O da Bunu İstememişti...
Yalan denizinde balık tutmaya çalışanların oltasının ucunda ki bir 'KURT'tur bazılarımız..
Kırık kalbi için ilaç isteyen bir EL VIS'te kağıdını arayan doktora gitmek için..
Ya da hayat bir ku'MAR LEY'lak kokusu için oynanan..
Hepimiz 100 yıllık bir çınar gibi 'YAVUZ, ÇETİN' bir ceviz değiliz belki..
Bazende hayat kafana inen bir 'JOP, LIN'eer matematik dersinden sonra ki protestoda hakkını ararken...
İsyan sanma dostum.. Gerçek aslında bunlar.. Benim doğarak kabul ettiğim..
Şimdi ne kuşların kanatlarında taşıdığı barış hayallerimiz.. Ne kaos için ürettiğimiz determinant teorilerimiz var.. Nede çok önemli hayat derslerimiz...
Gitmeye hazırsan..Bekle biraz daha.. Daha tatman gereken çok acı var..Hatırlasana!
O da bunu istememişti!...
-
bunu sen mi yazdın..
-
bekleyin benim evde kasğıtta bürsürü böyle yazım var paylaşayım sizinle güzel olmuş sen yazdıysan ama
-
tebrik ediyorum:))çok hoş bir yazı;)
-
felsefik olmuş =)
-
jack, bilmiyorum ilgileniyomusun ama eğer ilgilenmiyosan biraz tasavvufla ilgilenmelisin.Eğer ilgileniyosan,bu işe biraz daha kafa yormalısın.Son olarak,iyi yazmışsın;beni etkilmeyi başardın,devam etmelisin
-
Ben yazdım.. Bir fanzin dergi için.. Burayada yaziyim dedim..
-
tasavvufla ne alakası var tam zıt düşünceler bence onun derinliklerinde birşey saklı ve ben seni anlıyorum jack sparrow
-
eyvallah syarar...
-
evet önemli olan burda JackSparrow'un anlatmaya çalıştığı şeyi anlamak
we seni gayet güzel anlıyoruz.Böyle devam etmelisin çünkü içimizden biri
içimizden geçenlerin sesi olmalıydı..