Yiğit...
Yiğit kardeşim benim ;
Yıllar yılı acılar paylaştık seninle, gözlerindeki alevi gördüm, her içişimiz, her ağlayışımız, her sinir krizlerimizde doğacak güneşin hüküm süreceği bir güne olgun gireceğimizi düşündük. Tüm bu duygu nöbetleri senin o "duygu seli odası"nda bitti ve biz o odadan çıktıktan sonra tekrar Yiğit, tekrar baran olduk ve hayata kaldığımız yerden devam ettik. Biriktirdik biriktirdik ve yine o odaya kapanıp kustuk her şeyi.
Şimdi görüyorum ve biliyorum ki kusacağın bir odan yok, gözlerinden ateşler saçarak bağıra çağıra ağlayacağın bir oda, ve anlıyorum ki bu birikimler çok farklı şekillerle çok farklı şeylere dökülüyor. Eminim gözyaşını taşıyan kağıttan aktararak yazdın bunları buraya, burada da yazardın oraya gidince çok daha farklı duygulara kapıldın.
Sabret dostum, yakında yine beraberiz, o "duygu seli odası"nda tekrar buluşacağız ve rakılarımızı açıp tekrar türküler eşliğinde ağlayacağız.
Kolay gelsin, acıların yüzünde bıraktığı binlerce çizgiden öpüyorum seni.
Görüşmek üzere...