Çağdaşlaşmak her ne kadar ayağa düşmek anlamına gelmese de sadece geri kalmış ülkelerde bu "çağdaşlaşma takıntısı" vardır, bir tür öz güven eksikliğini yansıtır ve bu özgüven eksikliği en basit şeylerin bile birbirine karıştırılmasına sebep olur, bunun sonu da "ayağa düşmek", rezil olmak, piyasa olmak ve birşey oldum sanmak olur. Selçuk Erdem karikatürlerindeki tiplerin esin kaynağını oluşturur ayrıca. Sonra bu tipler gelir orda burda yönetici olur. (Örneğin vakti zamanında Tübitak yeni kurulduğunda devletin önceliklerinin belirlenmesi belirli alanlarda öncelikle araştırma yapılması ve bu alanlarda uzmanlaşılması düşünülmüş (Hindistanın yazılım alanında yaptığı gibi yani), sonra yurdumun insanının iyiliğini isteyen ABD'li bir danışman selçuk erdem karikatürü tipli yöneticilerimizi bu yanlış(!) işten vazgeçirmiş, bilimin evrensel olduğuna, önceliklerimizin olamayacağına, bilime hizmetin insanlığa hizmet olduğuna vs.. ikna etmiş ve böylece "çağdaş" bir kurum kurulmuş, hiçbir işe yaramayan türden.) (Kaynak: "Bye bye Turkce, Oktay Sinanoğlu)