Arkadaşlar bu düşmanlık için onları şuçlayana kadar biraz kendi eleştrimizi de yapmak gerekiyor. 40lardan beri Avrupa'ya işçiler gidiyor bu ülkeden. O işçilerin orada yarattığı sorunlarda biliniyor. Biz imajımızı düzeltmek için ne kadar turistik reklam kampanyaları hazırlarsak hazırlayalım adamlar televizyonlarda gördüğüne mi inanacak yoksa burnunun dibinde yaşananlara mı? Hayatında İstanbul'u görmemiş insanlar Avrupa'nın en önemli merkezlerine yerleştiler. Burada onların suçu yoktu tabi onlar sadece ekmek parası derdindelerdi. Burada kimlerin suçlu olduğunu tartışırsak bu konu hiç bitmez. Bugün bu şarkıları yazan adamların Türk olarak tanıdığı insanlar bu ülkede yaşayanlar değiller. Şimdi bir düşünün Türkiye'de yaşayan Almanların(Ya da başka bir ülkeden gelen göçmenlerin) bizim yasalarımıza göre değil kendi alışkanlıklarına göre yaşamakta ısrar ettiklerini... Adetimiz böyle diye namus cinayeti işlediklerini... Gıda sektöründe hijyenden bihaber olduklarını... Giyimlerinin sizden çok farklı olduğunu, temizliğe sizler kadar önem vermediklerini düşünün... Diyelim ki o topluma mensup bir kızdan hoşlandınız ama ailesi sizi dövmeye kalkıstı... Bu topluluğun size kendini kapattığını kendi bildiğini okumaktan vazgeçmediğini düşünün... Ülkedeki yasakları umursamayan bir kalabalık... Bu şarkıları yazanlar o zamanlarda çocuktular ve böyle bir Türk imajına sahip oldular. Hatayı her zaman yaptığımız gibi dışarda aramamak gerekiyor. Biz böyle bir imaj oluşmasına neden olduysak bizden nefret edenlere kızmadan önce kendimizi de yargılamalıyız... Tabi bu onların yaptıklarının doğru olduğu anlamına da gelmiyor. Adamlar bizi sevmiyor olabilirler ama bu nefretleri tarihi gerçekleri de saptırarak saçma sapan tezler ortaya atma hakkını vermiyor onlara.