1) Rockçılar: Sözüyle, müziğiyle dinlenebilir bir yerli-rock tarzı bir türlü oturmayınca; hiç rock dinlemesek yiyeceğimiz, en fazla 3 akorla çalınan gitar ve dövülen bir davul eşliğinde, Orhan Gencebay ya da Ferdi Tayfur şarkılarını söyleyen birçok kişi ve grup türedi. Babaların tutmuş eski şarkılarına balıklama atladı rockçılar. Arabeskin giderek battığı şu günlerde, rockçılar bir can simidi bulmuş oldu...
2) Arabeskçiler: Rockçılar arabeske sahip çıkarken, onlar hızla arabeskten uzaklaşıp, pop ve rocka sahip çıktılar. Müslüm Gürsesin Teomanın Paramparçası ile başlayan moda, Kibariyenin Emre Altuğ şarkısını yorumlaması ile devam etti. Acıların Çocuğu Emrah, nereden duyduysa, kimden özendiyse (muhtemelen yakın zamanda Queen ya da Metallica konseri izledi/izlettirildi) yahu benim şarkılarım uyar mı, yoksa kuş gibi mi kalır? demeden, gitti senfoni orkestrasıyla konser verdi...
3) İtalyancılar: Mahşerin üç atlısı Loo Loo Mahsun, Ağız Yiyen Sinan Özen ve Gerçek adı Serkan olan Alişan hepten çıldırdılar. Kendilerini İtalyan sanmaya başladılar. Üçünün de evinde sihirli ayna ya da etraflarında korkmadan gerçeği söyleyebilecek dostları olmadığı kesin. Boyunlarına attıkları fularlar, atkılar; saçlarına attırdıkları boyalar ve garip dizaynlarla aynaya bakıp Ayna ayna, söyle bana, şu şekil bana hiç uymuş mu? demeleri yeterli oysa. Ya da o şekli yaptın hiç olmazsa şeklin hakkını verecek bir müzik türüne geçiş yap. O imajla o şarkılar, o sözler hiç yer mi? Hay bin imge!..