"Oraya 50 Cent çıktı, Ceza çıktı; orası artık Rock festivali değilll"den bahsetmiyorum ben. Sevdiğim gruplar çıksa, örneğin bir The Kovenant Rock'n'Coke'a gelse "yok abi, onlar Rock'n'Coke'a geliyorlar, gitmem ben" mi diyeceğim; tabii ki paşa paşa gideceğim. Ancak bugüne kadar oraya çıkan gruplara baktığımda zaten kendi tarzıma yakın hiçbir grup yok ki. Allah aşkına bugün bir Kovenant'ın, bir Triswood'un, bir Behemoth'un, bir Red Harvest'ın, bir Necrophagist'in Rock 'N'Coke dahilinde Türkiye'ye geleceğine inanan var mı? Ya da MTV, gündüz kuşağında, saat öğlen 2de mesela, black metal yayını yapar mı?
Wacken'ı falan zaten geçtim, şu Ankara Garage Rock Bar'da yapılan dandirik metal konserlerinde bile Rock'n'Coke'dan daha fazla ruh var. Ve -tamamen şahsi kanaatim- rock, ya da rocku bırakalım, benim dinlediğim tarzda, metal, ruhu yoksa bir hiçtir. Siyaseti tamamen geçtim. Oraya haber yapması için gönderilen Kanal D spikeri bile dinleyici kitlesini "rock ruhu taşımayan, festivale eğlenmek için gelen kitle" olarak tanımlıyorsa orada bir düşünmek gerekir.
İşte gitmem diye tutturmamın sebebi de bu: Bir kere müzik zevklerimiz ucundan bile kesişmiyor, dinlediğim gruplar zaten "gelmez" oraya. Gidenler gitsin, gidenlere hiçbir şey demem, diyemem. Örneğin RHCP gelse oraya (ki gelmeleri Necrophagist'in gelmesinden çok çok büyük bir ihtimal) grubun fanları gidecek tabi, saygı duymaktan başka ne yapabilirim. Herkes metal dinlemek zorunda değil, herkes o markaların karşıtlığını yapmak zorunda değil. Saygı duymaktan başka yapacak birşeyim yok. Sadece benim değil, kimsenin yok.
Asla beni tatmin eden bir festival değil Rock'n'Coke. Gerek getirdiği gruplar gerek dinleyici kitlesi olarak. Çünkü metal tek başına dinleyebildiğim bir müzik olsa da asla tek başıma "izleyemem". Kolkola headbang yapmadıktan sonra o konserin ne önemi var benim için. İşte, Rock'n'Coke benim headbang yapacağım grupları getirmeyeceği gibi o seyirci kitlesi de hiç kolkola headbang yapılacak bir kitle değil.
Diğer meseleye gelince, kısa gececeğim bunu.
Bugün bir firma sırf servetine servet katmak istediği için halkı açlıktan ve hastalıktan kırılan Etiyopya Hükümeti'nin sırtındaki en büyük kambur olursa, 12 Eylül saldırılarında itfaiyenin ihtiyaç duyduğu suyu belediyeye para karşılığı satarsa bu firma ister Amerikan olsun ister Kübalı ister Türk; nefretimden fazlasını kazanmaz. Parayı insan hayatından önemli tutanlar kim olursa olsun kurduğum nefret tablosundaki en büyük objedir o benim için.
not: mesaj benim yazımın altına yazıldığı ve çok ses getirdiği için her maddeyi -bok atmak hariç, cidden alınmıyorum- açıklama gereği duydum. Bana seslenmeyen kısımlar varsa da aldırma, boşver gitsin; bu konudaki fikirlerimi öğrenmiş oldun bu vesile ile.