Orta Çağ, Hıristiyanlığın gelişme yıllarında 4. yy'da başlayıp 15.yy başlarına kadar etkisini sürdüren geniş bir dönemi kapsar. Batı müziğinin en önemli özelliklerinden olan çok seslilik bu dönemde ortaya çıkmış ve müzik yazısı gelişmeye başlamıştır. Orta Çağ'da müzik, Tanrı'ya adanmış olup, duaları kolay ezberletmeye yarayan bir araç olarak görüşmüştür.
Seslere isim vermeyi düşünen ilk kişi Romalı filozof Boethius olmuştur. Bugün İngilizce ve Almanca konuşulan ülkelerde notaların harflerle anılması Boethius'dan kalmadır.
Boethius'un harf yazısından sonra Orta Çağ'da "nevma" adıyla bilinen başka bir nota yazısı ortaya çıkmıştır. Nevmalar ezginin iniş ve çıkışlarını göstermek için sözlerin üzerine konulan işaretlerdir.
Orta Çağ'da nota benzeri işaretleri derleyip düzenleyerek nota ve porte kavramını müzik tarihine geçiren ilk kişi Guido'dur. Notaları harfler yerine hecelerle adlandırmıştır. Bunlar do, re, mi, fa, sol, la ve si'dir.
İlk porte ise tek çizgili olarak ortaya çıkmıştır. 10. yy'da yaşamış olan Guido buna diğer çizgileri de eklemiştir. Çok sesliliğin temelleri 9. yy'da oluşmaya başlamıştır. O dönemde çok sesliliğe "organum" adı verilmiştir. Başlıca müzik birimleri missa, motet ve halk müzikleridir. Orta Çağ'da telli, vurmalı, üflemeli ve klavyeli bir çalgı ortaya çıkmıştır. Bu çağın en önemli çalgılarından biri ise orgtur.