Evet yazan tüm arkadaşlar gibi farkındayız ki "Watershed" diğer hiçbir Opeth albümü gibi değil. Bir "Still Life", bir "Blackwater Park" gibi değil. Herkesin farklı görüşleri var tabi ama "Watershed"teki bu farklılığın çok türlü sebebi olabilir. Mikael kendi müzikalitesini ve dolayısı ile Opeth'i daha elit bir noktaya götürmeye çalışıyor (elitlikten kastım; görsel olarak daha zengin materyalli, daha nizamlı, daha profesyonel bakış açısıyla işe yaklaşma vs.) Bunu çok bilinçli veya bilinçsizce yapıyor demek doğru olmaz. Sonuç olarak değişime gittikleri kesin. Albümün görsel tasarımı oldukça karanlık ve güzel. Albümdeki bestelerin yapısı Mikael'in dediği gibi "jazz, folk, rock, metal" hepsini barındırıyor.
Ben şahsen Mikael Akerfeldt'in müzisyenliğine hayran bir insanım. Opeth'i bir grup olarak çok ama çok seviyorum. Mikael bir röportajında "Peter gittiği için üzgün olduğunu ve onu çok özlediğini" söylüyor ve ekliyor "Peter gittikten sonra bestelerle ilgili üzerimdeki yük değişmedi ama içimden bir şeyler akıp gitti buna eminim" diyor. İki elemanın 1 yıl arayla gruptan ayrılması birçok şeyi değiştirebilir. "Watershed" hem bu anlamda bir dönüm noktası anlamına geliyor hem de Opeth'in kendi müziği için de bir dönüm noktası anlamını taşıyor.
Netice itibariyle albümü çok sevdim ama bana "Still Life" kadar progressive gelmedi, "Blacwater Park" kadar karanlık gelmedi, "Deliverance" kadar korkunç gelmedi, "Ghost Reveries" kadar okült gelmedi, "My Arms, Your Hearse" gibi coşkulu gelmedi... ama "Watershed" müzisyenlik adına gerçekten takdire şayan bir albüm bana göre. "Coil" Opeth için bir ilk. Martin Axenroth'un kız arkadaşının Mikael'e eşlik ettiği bir giriş şarkısı. "Heir Apparent" muhteşem finali ile albümün en sert ve en yoğun duygulu şarkısı olma hakkını kazanıyor. "The Lotus Eater" gerek clean vokalleri gerekse farklı gitar kullanımıyla öne çıkan diğer ilginç bir çalışma. "Burden" sade ama etkili, duygulu bir ballad. Tabi şarkının sonundaki tune bozma olayı da diğer ilginç şeylerden biri. "Porcelain Heart" aslında çok da yabancı olduğumuz bir şarkı değil. "Ghost Reveries" albümündeki "Grand Conjuration"ın gitar geçişlerini dikkatli incelerseniz "Porcelain Heart" ile benzerlik gösterdiğini farkedebilirsiniz. "Porcelain Heart"ın yapımında Fredrik Akesson'un da yardımı varmış ama bence değişik bir çalışma değil. "Hessian Peel" ilk yarısı farklı ikinci yarısı farklı güzel bir çalışma. "Hex Omega" da "Ghost Reveries"den alışık olduğumuz hafif hicaz etkili değişik bir çalışma. Bence albümün biz Opeth severleri tatmin etmeyen tarafı, sert şarkıların ve geçişlerin fazla olmayışı. Sanki albüm eksik kalmış gibi. "Heir Apparent" dışında tamamen sert olan hiçbir şarkı yok. Bu da bizi tam doyurmuyor. Bu yüzden "albümü çok sevdim" veya "albümü pek sevmedim" türü yorumlar yapan tüm arkadaşların haklılık payı var. Çünkü biz önceki albümlerdeki gibi dolu dolu bir metal albümü bekliyorduk. Ancak dediğim gibi "Watershed" müzikal açıdan çok kaliteli ve müziğin matematiği bakımından harika işlenmiş bir albüm.
Sonuç olarak "Watershed" piyasada ve ürün bu. Müzikalite adına gerçekten güzel ve özel bir albüm. İnşallah önümüzdeki zamanlarda gene içi metal riffleriyle dolu harika albümlere imza atarlar ve bizi mest ederler.