"...heyecanın ve üstün coşkunun da rock,metal ve bazı pop eserlerinde varolduğu gayet kesin bir gerçek..."
Orhan arkadaşım, bir küçümseme olarak almadım ama ağır buldum. Yukarıda paste ettiğim şeyde söylediğinde haklısın. Evet ama dediğin gibi "bazı" parçalarda. Bazı jazz, blues parçalarında da durum keza aynı. Hatta bazı da değil, tonla şey sayabilirim, dinleyip de bayılacağın. Gerçi ne dinlediğini bilmiyorum ama içine girdikçe durum değişiyor.
Bir de şu durum var ki sanırım bu kanıyı oluşturan şu. Müzikal kabiliyetleri sergileyebilmek uğruna, duygudan yoksun şeyler de yapılıyor. Jazz'dan bir sürü örnek verilebilir, haklısın. Özellikle de modern jazzcılardan, yaklaşık 5 dakikalık fevkalade komplike bir soloyu dinledikten sonra "tamam da ne ne yanii, ne hissetmeliydim burada, ne demek istedi" diye soruyor insan kendine. Öte yandan bir de şu var. Örneğin Vai, Satriani, Johnson, Gilbert gibi adamlara bayılırken ben, aynı zamanda da Malmsteen'den zerre keyif almıyorum. Bu yeni bir Türk arkadaş da çıktı Cem Köksal, iyi bir tekniğe sahip ama hiçbir şey hissetmiyorum dinlerken.
İlk yazımda da belirttiğim gibi güzel olanı bulmaya çalışmalı, gerçekten samimi, duygularla yapılmış olanı bulmalı, dinlemeli, o tarz bu tarz diye ayırmamalı bence. (Haydi gidip duptıs disko dinleyelim demiyorum elbette, seviye tabii ki.)
Son olarak, ortam bir kavga ortamına dönmesin, tartışalım güzel güzel ama beni çok bayıyor lüzumsuz atışmalar. Durum budur demiyorum, yanlış anlaşılmasın; ama oraya gitmesin iş. Giderse ben yokum.
Saygı, sevgi.
Onur