-
dire straits dinleyip aynı zamanda gitar çalanların çoğu biliyodur ama yine de yazayım. mark knopfler pena kullanmıyodu. ben bunu önceden bilmiyodum ve bazı arpejleri filan bayaa zor oluyodu penayla çalması. son şarkılarından birinde (what it is) böyle bişey vardır.
bi de sıklıkla tele vurmadan önce gitarın üzerindeki ses ayar düğmesinden sesi kısar, sonra yavaş yavaş açar, dolayısıyla vuruş sesi "dınn" diye gelmez, "ğğııı" şeklinde gelir. "brothers in arms" da bu teknik belirgindir. tabi sonradan malmsteen in bu tekniği çok daha ileri derece kullandığını da gördük ama, malmsteen ayrı konu, bu başlığa uymaz.. bi de tabi bu tekniği kullanmadan processorlardaki swell efekti de kullanılabiliyo..
dire straits in sözleri de ilginçtir. yani genellikle rock gruplarında sözler çok derin değildir. etkileyicidir, güzel yazılmıştır ama edebi derinliği yoktur. dire straits in şarkı sözleri sanırım mark knopfler'in önceden edebiyat öğretmenliği yapmış olmasından dolayı, daha özgündür.
-
Mark Knopfler'ın hastasıyım. Kendi tekniğini de fazlasıyla oturttuğunu ve kanıtladığını düşünüyorum. Gitar çalarken gördüğüm zaman şöyle bir sağ elime bir de tellere bakıyorum, sonra bunu yapabilmek için ayrı bir çalışma gerek diye düşünüyorum, hiç bulaşmıyorum. Sağ el stilinin dışında müziğini de ayrıca çok seviyorum. Hem besteler ve düzenlemeler hem de bestelere yazdığı solo partisyonlar harikulade.
Örneğin "Speedway at Nazareth"'i günde 5 kere dinlesem sıkılmam sanırım. Dinlemeyene de tavsiye ederim, kendisi hakkında biraz ipucu verir. Diğer şarkılarını da bulursunuz bundan aldığınız tadla hemen zaten.
Şahsi çalışmaları dışında Dire Straits için de söyleyecek pek söz yok yine kanımca.
Güzel müzik, güzel insan, güzel insanlar.
-
Guzeldir cok guzel. Ben de aslında çok şanslıymışım. Lise yıllarında taşrada önce Pink Floyd'u tanıdık. Ardından da hemen Dire Straits geldi. Düşünsenize daha Batı müziği hakkında hiç bi bilgisi olmayan 15 yaşında bir çocuk Love Over Gold gibi Dire Straits standardlarında bile acaip bir müzikle karşılaşıyor. Neler hissettiğimi hatırlamıyorum ama o lezzet hala aklımda. O bir lezzetti.
Bir de kendimi Mark Knopfler da 26 yaşında başlamış diye avutuyordum Sonra baktım ki 26 çoktan geride kalmış Ama Dire Straits duruyor hala... çok güzel.
Not: Aynıyle olmasa da benzer bir sanatçı olarak J.J. Cale'i tavsiye ederim. Sanırım Mark'ı en çok etkilemiş abi odur.
-
Bu sitenin dandikliğinden ileri gelen bir olay bu topiği ben açalı 1 sene oldu bu kaçıncıdır kimbilir.
Steve Rothery, Alex Skolnick, Ratimer, Gilmour gibi gitar ve duygu yönünden eşsiz zamanlarla süslüdür müziği Knopfler'ın. On Every Street'teki o arpej çalınırken tempo artmasına yürek mi dayanır desem ne desem. Vokal ayrı bir olay mesela Brothers In Arms . Şimdi bu silipdonknot, greenday, lasmuz filan dinleyenlerin mutlaka bakıp hayatımı boşuna harçamışım demeleri gereken olaylardan biri. Bir de Marillion vardır onu ben anlatamam zaten.
-
Marillion pek hoş değil be arkadaşım. Tamam yaptılar bişeyler de Fish denen arkadaş birinci sınıf Peter Gabriel taklidi. Bir zaman estiler geçtiler işte. Tabii bizde onlar kadar da bi gurup çıkamadı henüz. O ayrı bir hikaye...
-
Çıkamaz dünyada çıkamadı da Marillion komple şarkı olarak da beğeniyorum ama Steve Rothery'nin soloları ayrı bir olay. Bir daha dinlediğinde adam gereksiz nota basmıyor her cümlesi anlamlı.
-
Marillion
Marillion un yaptıgı en iyi is "angelina"dır
-
şiir gibi grup:)kutsal kutsal!!!
-
Dire Straits gibi bir başka grup yok. Sultans Of Swing, Where do you think you're goin' ve Your Latest Trick favori dire straits şarkılarımdır. Sevilesi grup, tarzıyla marjinal. Mark Knopfler ise bir müzik dahisi.