Sevgili müzikseverler,
3. Rock The Nations Festivalindeki konserimin hemen sonrası vermiş olduğum röportaj üzerine yapılan tartışmalar sebebiyle, verdiğim beyanatın sebeplerini ve anlatmak istediklerimin ayrıntılı içeriğini yayınlamak gereği hissettim. Ekibim ve ben çeşitli sebepler yüzünden oldukça zor ve sıkıntılı bir konser günü geçirdik. Olanları özetlersem;
Sahneye çıkışımızın 20 dk. kadar öncesinde organizasyon, Manowar grubunun davulla ilgili bir aksamının eksik olduğunu ve bu parçanın sadece bizde bulunduğunu belirterek, Manowarın sahne amirinin konserde kullanmak üzere bu parçayı rica ettiğini iletti. Ben ve müzisyen arkadaşım Alpay Şalt bu teklife olumlu cevap vermek için Manowarın sahne amirinin yanına gittiğimiz sırada bu kişinin organizasyon ile şu şekilde konuştuğuna tanık olduk. Manowar sahneye istediği zaman çıkar, 5 dakika bile gecikemez (-Not: Program bütün festival boyu 30 dakika kadar sarkmış durumdaydı-) ve biz Gorefestin kısa çalmasını da istemiyoruz. Bu yüzden ya sound-checkleri kısaltın veya iptal edin ya da bir önceki sizin grup (bu ben ve ekibim oluyor) kısa çalsın ama biz istediğimiz saatte çıkarız. Yoksa siz bilirsiniz.. şeklinde bir konuşma yapılıyordu. Beni tanımadığı için de rahat bir şekilde söylediklerini dinledim. Biz onlara yardım amacıyla yanlarına giderken onlar bizim sound-check süremizden ve programımızdan feragat etmemizi istiyordu. Ben hemen kendimi tanıtarak böyle bir şeyin mümkün olmadığını ve burada bu festivalin ne zorluklar altında yapıldığını anlatıp onların da organizasyona mümkün olan anlayışı göstermeleri gerektiği görüşümü bildirdim ve organizasyona destek çıktım. Bir önceki konser sona erdiği için sahne arkasına doğru yöneldim. Bu sırada görevlilerden birinin bana doğru Konser sonrası buradan geçmek yasak çünkü Manowar grubu yemek yiyecek demesi konser öncesi biraz daha gerilmeme yol açtı. Sahnemiz kurulurken ve ben daha gitarımı yeni elime almışken organizasyon yetkilileri Hadi çıkın artık süremiz az gibi söylemlerle ekipteki herkesin elinin ayağının dolaşmasına sebebiyet verdi. Bizim sıramız gelen kadar her grup 35-40 dakikalık sound-checkini yapmışken biz daha enstrümanlarımıza dokunamadan sahneye çıkmıştık bile. Ve korktuğumuz başımıza geldi. Tahminen elektrik tesisatındaki bir topraklama sorunu yüzünden gitarın ses düğmesini açmamla sahneyi bir dip gürültüsü ve feedback kapladı. Konsere giriş yapmış olduğumdan amfileri biraz kısıp devam etmeye çalıştım. Fakat o sırada fark ettim ki monitörlerden hiçbir şey duymuyorum. Ekibime baktığımda hepsinin yüzünde aynı çaresizliği gördüm. Ezbere tabir edilen bir şekilde elimizden gelen en iyisini yapmaya çalıştık. Konserin ortalarından sonra sahnenin yanlarından Bir şarkı atın, süre yetmeyecek gibi sesler gelmeye başladı. Yine gerginlik yaratmamak için Ruthless isimli parçamı çalmadım. Tam son şarkıya geçerken Bunu da çalmayın, süre bitti demeleri bardağı taşıran son damla oldu ve denilenlere rağmen son parçayı da çaldıktan sonra sahneyi terk ettik. İlk defa bir konser sonrası ekibimle seyirciyi selamlayamadan sahneden ayrıldım. Kulise geldiğimizde herkesin yüzünden düşen bin parçaydı. Benim ve ekibim için en önemli olan sahneye çıktığımız andır. Ne albüm satışı, ne de başka bir şey bunun yanında hiç değer taşımaz. Çünkü bütün çaba hep müzikseverlerle paylaştığımız o 1-1,5 saat içindir. O sırada Dream TV Yüxexes programı yapımcısı Öykü röportaj için kulise geldi. Ben de ilgili röportajı verdim. Bu röportajı da çok kısa bir süre içinde web siteme koyduracağım. Çünkü dediğim hiçbir cümlenin yanlış olduğunu düşünmüyorum ve her zaman her söylediğimin arkasındayım. Tavrım sinirli olabilir ama bunu da sizlerin anlayışına bırakıyorum. Bu röportaj da bahsetmek istediklerim kısaca şöyle özetlenebilir:
Ben ve ekibim veya Türkiyede sevdikleri müziği üretmeye çalışan diğer gruplar hiçbir şekilde bu muameleyi hak etmiyor. Gelen isim ne kadar büyük olursa olsun bizim kendi organizasyonlarımızın Türk müzisyenlere sahip çıkmaları gerekmektedir.
(Not: Ben müziğe, siyasetin, ideolojinin, milliyetçiliğin karışmasından ve bu tip kavramların stratejik tanıtım yolları olmasından hep rahatsız olan bir kişiyimdir. Burada savunduğum gözü kapalı bir milliyetçi yaklaşım değildir.
Biz orada Manowara istekleri sonucu yardım etmeye çalışırken ve organizasyona bir anlamda destek olurken arkamızdan yapılan organizasyon destekli Manowar-Gorefest ittifakını kabul etmiyorum.
Ben ve ekibim gerek enstrüman hakimiyeti gerek sahne duruşu gerek yarattığımız ürünler anlamında diğer yabancı gruplardan hiç de aşağı değiliz ve bunu sonuna dek inanarak savunuyoruz.
Biz 80li yılların Amerikasında değil 2005 yılında Türkiyede bu müziği bir yere getirmek için maddi manevi her şeyimizi veriyoruz. Just Set Me Free!! albümüm de Hammer Müzik tarafından dünyanın bir çok ülkesine gönderiliyor. En azından bu sebeplerden dolayı biraz saygıyı hak ediyoruz.
Prensip olarak bundan sonra hangi grup gelirse gelsin tarafımdan belirtilen şartlar sağlanmadığı takdirde (sound-check ve sahne süreleri, kulis düzeni, afiş tasarımı vb.) hiçbir organizasyonda alt grup olarak çıkmayacağım. Bu bir prensip kararıdır. Sonuçta iyi performans yapamadığımız bir konser ne beni ve ekibimi ne de oraya kadar gelen müzik seyircisini mutlu etmeyecektir. Seyirciye ve kendimize olan saygım nedeniyle kimse beni aldığım bu kararla ilgili yargılayamaz.
Şimdi gelelim organizasyonu düzenleyen Rock The Nations oluşumuna. Esasında bu açıklamayı hiç yapmayıp olaylar yavaş bir şekilde unutulsun istiyordum ve verdiğim kararlar doğrultusunda davranmak niyetindeydim. Fakat bir arkadaşımın Ekşi Sözlük sitesinden bana yolladığı ve Rock The Nations ortaklarından Erdem Çaparın Ron Jeremy nickiyle yazdığı yazıyı okuyunca fikrimi değiştirdim. Bu metni altta aynen yazıyorum. Hiçbir şeyden gocunmam veya korkum olmadığı için son derece haksız ve terbiye sınırlarını aşan bu yazıyı kendi web siteme koyduruyorum. Yorumlarımı da daha altta bulabilirsiniz.
pamela, kargo ve özlem tekin'in alt grubu olmaya ses etmeyip manowar ve gorefest'in altında (bu arada festivalde alt grup diye bir şey de yoktur) çalmayı kendine yediremeyen gitarist. demek ki ulaşmaya çalıştığı kitle metal - rock kitlesi değil, pop kitlesiymiş.
neymiş efendim, süresini kısaltması istenmiş. alt tarafı bir şarkı kısaltması istenmiş. o zaman sen de kendi şarkını çal. ozzy osbourne veya iron maiden çalma. bu kadar da tutarsızlık olmaz ki. süresi kısaltılmasaydı malmsteen mi çalacaktı acaba?
rock the nations 2005'te manowar'dan sonra en kalabalık teknik ekibe sahip olmasına rağmen, teknik ekibi olmayan crossfire, false in truth ve catafalque kadar iyi bir sounda da sahip olamamıştır kendisi. 4 roadie, 1 gitar teknisyeni, 1 bas teknisyeni ve 1 tonmaister böyle bir sound çıkarırken, sadece 1 gitar teknisyeni 1 de tonmaistere sahip gorefest, öküz gibi bir soundla çalmıştır. cem beydeki ekip gorefest'te olsaydı neler çıkardı acaba.
ayrıca, manowar, iron maiden, metallica gibi gruplar için "biz onlardan daha iyiyiz" diyerek hem bu gruplara hem de bu grupların fanlarına büyük terbiyesizlik etmiştir. o yüzden, metallica gelip inönü stadını dolduruyor, iron maiden iki gece üst üste cemil topuzlu'yu dolduruyor, o yüzden manowar 6.000'e yakın bir seyirciye çalıyor di mi? halbuki, cem köksal ve demir demirkan beraber yeni melek'te 200 kişiye çalmıştı. demek manowar'ı, metallica'yı, iron maiden'ı izleyenlerde bir sorun var. ben bunu çıkarıyorum burdan.
şimdi bu "biz onlardan daha iyiyiz" cümlesini pentagram söylemiş olsa, oturur düşünürüz. doğru diyor olabilirler deriz. "bu kadar albüm yaptınız, bu kadar konser verdiniz. bu işi bu ülkede inatla devam ettiren bir siz varsınız, haklı olduğunuz noktalar var" deriz de, daha bir albüm çıkarmış, 2004 yılına kadar kim olduğunu bilmediğimiz, adını bile duymadığımız biri derse bunu, üzerine oturduğumuz organımızla* güleriz.
rock müzik başkaldırıdır ama başkaldıranlara da saygıyı öğretir. manowar'ı, maiden'i, metallica'yı sevmeyebilirsin ama saygı göstermek zorundasın.
bu kadar.
Bahsedilen Coca-Cola Soundwave Festivalinde beraber yolculuk yaptığım Pamela, Kargo Grubu ve Özlem Tekin ile son derece başarılı konserler verdik (Hepsine çok teşekkürler!!). Coca-Cola firması bu organizasyon öncesi yaptığı toplantıda grupların sıralama konusunda kendi aralarında karar verebileceğini söyledi. Ben de kalabalığın en dinamik olduğu ilk sırayı seçtim. Bundaki bir diğer sebep öteki müzisyen arkadaşlarımın hepsinin benden müzik piyasasında daha eski olmasıydı. Ayrıca tahmin ettiğim gibi ilk konserler de hep çok dinamik geçti. Her türlü afiş ve baskılı malzemede tüm isimler ve fotoğraflar eşit büyüklükte idi. Organizasyon hiçbir zaman grup ayrımı yapmadı (Sağol Boogy Tour!!). Herkese aynı oteller ayarlandı, aynı harcırah verildi, aynı sahne süresi ve sound-check zamanı ayrıldı, aynı kulisler kullanıldı. Program dakik gitti. Ses düzeni mükemmeldi. (Sağol CSG!!). Muhteşem bir organizasyondu. Rockçı-popçu gibi popülist bir söylem yoktu ama festivalin adı Soundwave Rock Festivali idi. Toplamda 150.000 kişiye çaldık.
Organizatörün ;
festivalde alt grup diye bir şey yoktur
.ifadesine karşılık bkz.: Rock the Nations festival afiş ve billboardları
Hiçbir zaman Manowar veya Gorefestin altında çalmayı kendime yediremedim demedim. Böyle düşünsem bu organizasyona neden katılayım? Sadece yapılan muameleye karşılık bizim de onlar kadar saygıyı hak ettiğimizi söyledim.
Sürenin kısalması, sahne programının bozulmasının, müzisyenler üzerine yapabileceği etkinin bu organizatör arkadaşıma hiçbir şey ifade etmemesi beni pek de şaşırtmadı. Benim playlistime karışamayacağını ise hiç özümseyememiş. Buradan bu organizasyonu yönetenlerin düşüncesinin ne kadar amatör olduğunu (-Ne olucak şarkı atsın, sound-check yapmasın.. şeklinde) apaçık görebiliyoruz. Ben müzikal yaşantımda bu amatör davranışlardan her zaman kaçtım ve bu tip düşüncelerin yanında olmamaya çalıştım. Ülkemizde müzik sektörünün niye bu kadar gerilerde kaldığını dünya müzik piyasasına hala niye bir tane bile yıldız çıkartamadığımızı daha iyi anlıyorum.
Konserden bir gün önce, Erdem Beyin ortaklarından Emre Alkoç ile yaptığım telefon görüşmesinde bana son derece şaşırtıcı bir şekilde neden 4 roadie ile geldiğimi sordu (Ücretleri tarafımdan ödendiği halde. İleride bu konudan da bahsedeceğim). Buna izin veremeyeceğini söyledi. Ben ekipmanımızın çokluğu ve ağırlığı sebebiyle, ayrıca araların kısa olmasından da dolayı kalabalık ekiple işi daha sağlıklı çözebileceğimizi savundum. Bana Gorefest bile.., Manowar bile.. şeklinde açıklamalar yaptı. Hatta Zaten Türk grupları roadie bile getirmezler orada çalışan ekip nasıl olsa var. dedi. Ben bunların hiçbirinin beni ilgilendirmediğini, benim sahne düzenimin ancak böyle sağlıklı olduğunu söyledim. Hatta organizasyona kalsa gitar teknisyenine ne gerek vardı.. Profesyonel bir biçimde çözmeye çalıştığım sistemimi uygulayamıyordum. Sadece 2 roadie ile çalıştık. Sonuç yukarıda anlatıldığı gibi.. Diğer gruplar ekibimden daha iyi sound çıkartmış. Doğrudur. En kısa sound-check süresi bana ve ekibime kaldı. Bizden sonra sahne alan Gorefest 45dk.dan fazla sound-check yaptı.
Yeni Melek konserinde 400 kişi vardı. 4 kişi de olabilirdi. Bu albümümün çıkmasından 1 ay sonra verdiğim bir konserdi ve daha adımı kimse duymamışken, duyan herkes oradaydı. Peki ya 2.Rock The Nations Festivali neden bangır bangır ilan ettiği ve 30un üzerinde yerli ve yabancı grup çıkardığı, 3 gün süren 2004 senesindeki festivale zar zor 2000 kişi getirip büyük zarar etti. Kaba bir ortalamayla grup başına 70 kişi pek de iç açıcı bir tablo değildir herhalde. Ve bu sadece bir örnek..
Daha iyiyiz.. söylemini yukarıda çeşitli kereler açıkladığımı zannediyorum.
Erdem Beyin gülüş şeklini yorumlarınıza bırakıyorum.
Manowar, Metallica ve özellikle de Iron Maidenın müziklerini çok severim. Onları dinleyenleri de her konserimde kaliteli müzik dinledikleri için kutlarım.
Rock müzik adına söylemde bulunmadan önce, Rock The Nations oluşumu bana festival öncesi yaptığı 2. Rock The Nations faciasından sonra bir daha rock grubu getirmemeye yemin etmiştik. Manowar olunca iş değişti. açıklamasını bir de müzikseverlere anlatırsa çok memnun olacağım.
Erdem Bey saygının ne olduğunu insanlara öğretmeden yazdığı yazının üslubunu bir gözden geçirir umarım.
Konser öncesi daha fazla bilet satmak uğruna beni ve ekibimi yere göğe sığdıramayan oluşum ne oldu da beni 200 kişilere çalan adı sanı duyulmamış bir müzisyen konumuna getirdi. Bunu sizin yorumlarınıza bırakırken, Erdem Beyin kendi söylemlerine dayanarak, o konsere gelenlere yalan üzerine kurulu bir reklam yaptıkları ortaya çıkmıyor mu?
Bunların dışında son olarak söylemek istediğim de organizasyonla olan anlaşma biçimimizdir. Sayın Emre Alkoç bu festivalde sahne almamı istediğinde Manowarın yüksek maliyeti sebebiyle bana ve ekibime bir ücret ödeyemeyeceğini söylemişti. Taahhütleri ise ulaşım, ekipman nakliyesi, yemek gibi masrafların taraflarından karşılanacağı idi. Ben o gün orada gerçekten müziğimi anlayan, duyduğundan zevk alan heavy-metal kitlesi ile karşılacağımı tahmin ettiğim için, ne olursa olsun bu organizasyon da yer almak istedim ve bu şartları kabul ettim. Biz bir grup adı altında olmadığımızdan ve Cem Köksal ismi ile sahne aldığımızdan kendim bir ücret almasam da veya organizasyon zarar etse de müzisyenlerime, roadilerime, teknisyenlerime ücretlerini veririm. Sağolsunlar bu organizasyonda arkadaşlarım benden bunu talep etmediler. Fakat yaptığım müzisyen ulaşımı, nakliye gibi masraflar tahmin edilebileceği gibi tarafımdan ödendi. Hatta ben ve ekibim bu fedakarlıkları yaparken konser öncesi müzisyen başına 2 şer adet davetiye fazla istediğimizde bu 10 davetiyenin ücreti talep edildi. Bunlar çok ufak detaylar gibi görünse de açıklamamın başından beri anlatmaya çalıştığım yaklaşım biçimlerini,konser öncesi ve sonrası stresimizi anlatmaya yardımcı olacaktır.
Ben ve ekibim yaptığımız işi hep profesyonelce uyguluyoruz. Organizasyonlarda aksaklıklar olabilir bunu en ufak şekilde bile dile getirmeyiz. Ama saygısızlığa ve haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüz yerde cevabını vermekten kaçınmayız. Bu şekilde olmaya da devam edeceğiz. Rock The Nations a ileriki organizasyonlarında başarılar diliyorum. Umarım açıklayıcı olabilmişimdir. Olayların bu noktaya varmasını istemezdim ama Erdem Beyin yazmış olduğu yazı günlerdir orada durunca, olayların iç yüzünü herkesin bilmesinin gerektiğine karar verdim. İleride yapılması muhtemel açıklamalara cevap vermeyeceğimi şimdiden bildiririm.
Saygılarımla,
Cem Köksal
Bunun üzerine organizatörlerin verdiği cevap ise düşündürücüdür;
Cem Köksal ile ilgili çok sert yazdığımın farkındayım ama geri de adım atmam. Sebebi de şu: Cem köksal 2 sene öncesine kadar kimsenin adını bile bilmediği bir isimdi, çok başarılı bir albüm yaptı, kendine mükemmel bir kadro kurdu ve kitlelere ulaşmaya başladı. RTN 3 yapılacağı sırada kendisiyle görüşüldü ve RTN 3'te sahne almasına karar verildi. Ancak, festivale bir kaç gün kala kaprisler başladı tarafından. Kendisine verdiğimiz tavizleri abartmaya istedikçe istemeye devam etti. Roadie sayısında bir kısıtlama istediğimiz doğrudur. Bunun iki sebebi var: 1. Türkiye'de en profesyonel grubun roadie'si bile roadie değildir. O arkadaştır, sahne arkasında takılmaya gelir. Grubun performansına zerre katkısı olmaz (bu olay tecrübeyle sabittir) 2. Sahne üzerinde 4 adet teknik eleman grupların hepsine hizmet vermek için hazır durumdaydı zaten. Bu kişilerin ücretleri tarafımızdan ödendi ve Gorefest dahil bütün gruplar için çalıştılar. Bir tek MANOWAR'ın kendi ekibi vardı (o kadar da oolsun artık!)Bu konuyla iligil konuşmamıza rağmen Cem, ısrarla benim ekibim şu kadar kişidir, onlarla çalışırım dedkçe dedi. En sonunda peki dedik. Kabul ettik. Beraber çalıştığı ekibin çalışmalarına şahit olduk. Crossfire, False In Truth, Catafalque ve Balance Of Power'da tıkır tıkır çalışan ses düzeni nedense Cem Köksal çalarken problem yarattı. Mesela sitesinde açıklamış, gitar anfisinin elektrik aksamında bir problem (topraklama sanırım) yüzünden dip gürültüsü gelmiş. Nerde gitar teknisyenin? Nerde roadien? Niye onlar hemen düzeltmiyor bu sorunu?
Cem'in esas kafasına takılan konulardan biri de isminin Gorefest'in altına yazılması ve Gorefest'ten önce çıkması. Afedersiniz ama bir tarafta 1 albümü olan, 2 senedir bilnen bir isim, diğer tarafta 5 albümlü 1992 yılından beri gürültü kopartan bir isim. Hangisi daha üstte yer alır? Aslında, kendimizle çeliştiğimizin de farkındayız. Balance Of Power da 5 albüm yayınlamış bir grup. Cem köksal'ın üstünde sahne alması gerekirdi.
Neyse, kısaca Cem Köksal, performansından sonra kameralara yaptığı sert konuşma ile çok kişinin tepkisini çekmiştir. Benim ise tepemi attırmıştır. Çünkü, bizim düzenlediğimiz bir organizasyonda bir sorun, bir problem yaşıyorsan, gelip bizle konuş, kameralara değil. Kaldı ki, bağımsızlığını ilan etmek istiyorsan bunu bizim festivalimizde yapma, başka ortamlarda yap. Ve en çok sinirlendiğim konu ise şu iki cümle:
1. "Bundan sonra kimsenin alt grubu olmayacağım. Maiden, Metallica gelsin, onlar benim alt grubum olsun. Biz daha iyiyiz"
Milyonlarca Metallica ve Maiden hayranına hakarettir bu. Siz müzikten anlamıyorsunuz'un ingilizcesidir.
2. "Niye ben süremi kısaltıyorum? sıkıysa Manowar'a desinler süre kısaltmasını"
Oldu! Mekanı dolduran 6.000 kişi o bilet parasını senin için verdi di mi? İnsanlar o bilet parasını Manowar için verdi. Biz haftalarca Manowar ile yazışırken üzerinde en çok titrediğimiz konu Manowar'ın sahnede kalış süresiydi. Olabildiğince uzun süre sahnede kalmaları için elimizden geleni yaptık. Kaldı ki, ne demek Manwoar kısaltsın süresini? Manowar bu, dünyanın en büyük Heavy Metal gruplarından biri. Kendini nasıl kıyaslayabilirsin onlarla. Organizasyonu düzenleyen kişi olarak bile Manowar elemanlarının yanına giderken el pençe divan gidiyordum, karşılarında bir hazır olda durmadığım kaldı. Niye? onlar MANOWAR . Başka bir grup değil. Ha sonrasında, grup elemanları rahat olmam konusunda ricada bulununca istediğimiz gibi takıldık. sonra biri gelip "Manowar kısaltsın süresini". Çok güzel.
Bazı noktalarda haklı ama, yazdığı yazı için söyledikleri saçmalıktan ibaret.. Arkadaşlar bu adamlar bizim müzisyenimize böyle davranırsa onu korumazsa, bunu kimler yapacak?!? BİZ!
Konsere giden arkadaşlar hatırlar, ne kadar Gorefest fanı olursanız olun o
hengamede beyfendilerin 45 dakika (belki daha bile uzun) soundcheck ini beklemek işkence gibiydi.. Heleki Manowar gibi efsane bir grubun fanlarının yıllarca beklediği bir konserde iki-üç kendini bilmezin aranmaları ve olay çıkarmaya çalışmaları bizi ve orda tanıştığımız grupları çileden çıkardı. Açıkçası o saçma hengamede dinlediğim 'kalitesiz' müziktense saatlerce Cem Köksalın vereceği müziği dinlemeyi tercih ederdim... Kaç kişi beni gitarıyla ağlatmayı becerebiliyorki? Kaç kişi bu insanlar sorarım size?? Yavuz Çetin der birkaçınız, başkada bilinmez zaten.. Neden böyle insanlara saygı gösterilmez??
İlk kez Akmar pasajında Cem Köksal ı gördüğüm zamanı hatırlıyorum.. O kadar heyecanlanmıştım ki yanına gidemedim! İşte o adamki benimle aynı Duyguları yaşıyor, Onu müziğine döküyordu!
Konuyu daha fazla dağıtmanın anlamı yok. Ben böyle bir müzisyeni iki tane çapulcu organizatöre yedirmem! Biz onu sevenler olarak direnişe geçiyoruz, elimizden ne gelirse yapmayada hazırız.. RTN ede, ona laf edenlerde buna pişman olacak!
Arkadaşlar eğer birazcık müzikle ilgiliyseniz, türk müzisyenlerin neler çektiğini azda olsa yaşamışsınızdır. Lütfen Cem Köksal' a destek çıkalım, İkinci Bir Yavuz Çetin faciasını yaşamayalım! Kaybedince anlamı olmuyor..