Soru: Okuldan sonra Chick Korea'yla çaldın. Nasıl bir tecrübeydi?
Steve Gadd: Chick, Rochester'a geldi ve bir grup kurdu. Chuck Mangione, Chick, Joe Romano, Frank Polaro, ve ben. Haftada altı gece çalışıyorduk. Miles'ın yaptıklarıyla aynı tarzda şeyler yapıyorduk. Yönlendirme Chick'ten geliyordu. Gerçek bir yaratıcıydı. Chick'le çalışmak esinlendirici ve kafa karıştırıcıydı; farklıydı. Bir gece klübe gittiğimizi hatırlıyorum. Orada 3 hafta çalışmıştık ve aramızda bir gerginlik vardı. Joe Romano sıkı bebop'çıydı tıpkı Charlie Parker gibi. Chuckie, Chick'le çalmıştı ve onun muzikal gücünden adeta korkuyordu. Frank Polaro özel bir basçıydı, ve ben vardım.
Tüm benliğimle bütün gece yorulmadan çalabiliyordum ama henüz birşeyler oluşmamıştı: Gerçek bir uyuma, karışıma bir türlü ulaşamıyorduk. Tenör saksofoncu, Chick arkasında çalarken kendini rahatsız hissediyordu. Chick benim tarzım sonucu kendini kilitlenmiş hissediyordu, çünkü çok ritm bazlı çalıyordum.
Bir akşamüstü Chick "hadi kulübe gidip çalalım" dedi. "Tamam" dedim. Bir süre davul çaldı, izledim. Tekniğinden çok, müzikal yaklaşımından etkilenmiştim. Enstrümandan çok fazla 'müzik' elde ediyordu. O zamanlar büyük bas bir set kullanıyordum, ve yeni, daha küçük bir set ısmarladım. Hafta sonu için Chick New York'a gitti. XXX Yaklaşım hayatımdaki müziğin yeri büyüdükçe benim de büyümemi sağlıyor. O şehir dışındayken yeni set geldi, Chick geri geldiğinde grup adeta istim üzerindeydi. "Backbeat"leri unuttum, iki ve dörtlerde high hat çalmayı bıraktım. Özgür tarzdaki müzik ile gevşek, kimsenin etkilenmediği müzik arasında ince bir çizgi vardır. Birşeyin gerçekleşmesiyle boktan olması arasında ince bir çizgi vardır.
Soru: Çeşitli gruplarla yaşadığın tecrübeleri, şu andaki stüdyo müzisyeni olarak devam ettiğin kariyerle nasıl kıyaslarsın?
Steve Gadd: Stüdyoda çalışmak benim için müzikal anlamda oldukça tatmin edici ama bunu söylerken, canlı çalmak istemiyorum demiyorum, bence bu da o kadar değerli. Kanımca izleyiciyle kurulan o ilişki oldukça önemli. Sanırım asıl cevap ikisini de sürdürebilmenin ideal olduğu. Gün boyunca kayıtta vakit geçirmek, geceleri de bir kulüpte çalmak veya haftasonu konserler vermek.

Soru: Sanatçı olarak üstlendiğin roldeki teslimiyetinin genel fikri nedir?
Steve Gadd: Kendimi sanatçı olarak görmüyorum. Oraya gidiyorum ve müzik için doğru olanı çalmayı deniyorum. Sanırım en doğru yaklaşım bu. Kendi sanatçılığına takılmış olan insanlar, genellikle hissettiklerini düşündükleri bir tarza bürünürler ve eğer farklı birşey yaparlarsa dinleyiciler onların sanatçılığını tanımlamakta zorlanacaktır. Bu da bir çeşit sınırlanma demektir. Ben bu şekilde düşünüyorum. Çalmak için uzun zamanım var. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Davul çalabildiğimi biliyorum ve mümkün olan en iyi şekilde çalmak istiyorum. Bir sene sonra şu an olduğumdan daha iyi olmalıyım. Ama sanatım tehlikede olduğu için değil, hoşuma gittiği için.