
Hiçbir şey gelmezken içimden, yine kurtçuklar kaba etimi eşeliyor. İster istemez bu kalbur altı alemin selzenişlerine kulak kabartıyorum. Koluma bir bant takıyorlar mavi beyaz, 36'ya 42, o hızla kopartıyorum hiç çizmeden bileklerimi. Fişlenmeye katlanamıyorum.
Üç tarafım üç sahne, sırtımda kurulmaya hazır çadırım, şehrin boğuculuğundan kaçmışım. Kilyos'un bilmemne koyunun bilmemne yöresinde H2000'i dinliyorum gözlerim kapalı. Büyük adam değilim ya, yine de böyle daha iyi görüyorum. Önce bir foseptik kokusu, yoğun. Ardından kızarmış et, sıcak, yağlı, yılan kuyruklar, nadiren gölge, serinlemeye tek alternatif; yosun içinde deniz ve hoparlörde, O azgın tekno bağırtısı.