
Gene de bu organizasyon falsoları hakkında fazlaca söylenecek değilim. Bok ve sidiğin, yemeğin ve sahnenin, gölge ve denizin kaltaklığından öte, belki de 'bilinçli' tüketici kardeşlerin dikkatinden kaçan, -aslında hiç dikkat etmedikleri sey-, 'organizatörlerin niyetleri', ne yazık klozetlerdeki bok kokusundan çok daha berbattı ve çok daha aleni.

Hazır mamalarla beslenmeye alışmışız ya, iddia ediyorum, değil Kilyos'un ucube bir köşesinde, Vezüv yanardağının tepesinde festival kursak bundan bir model yükseğini yaratamazdık. Dikkatsizce atlanmış birkaç ayrıntı değildi çünkü o kamp alanında bozukluk içeren, kar ve zaruret başlıkları altında durmadan cebimizi kollayan, yoklayan, hatta alçaklık içeren bir niyet...
Ve bilirim ki O, her defasında özgürlük referansıyla bileğimize bileklik, çoşku yerine bizi hoşnut kılacak bir müzik, kafa dağıtmak üzere patlatan birkaç tablet ve şu sözde alternatif ruhlarımıza yeni organizasyonlar düzecek. Kimileri babasının haklı çıktığına bozulacak her defasında,
Yine de ebediyen kimse bana bir öküz bağırtısını rock, çakıl taşını kum, tekno gıcırtısını müzik, moloz akıntısını eğlence, ve benzer amaç ve niyetlerle hazırlanmış sofraları da şölenmişçesine yediremedi, daha da yediremeyecek. Allah var ki H2000'in içine de "arkadan", eskimeyen bir dostun ikramıyla girdim. Yediğim döner ekmek dizlerine dursun, cenab-ı hak da bu trendy yavruları, aç abilerinin dinmeyen iştahından korusun der, herkese spontane eğlenceler dilerim.
... ve bilirim; gönül ne sahne ister ne apteshane, gönül eğlenmek ister, sahne bahane...