Türkiyede vibrafon kullanımı ise Orhan Gencabayın 1966da yazdığı Deryada Bir Salım Yok isimli şarkıda çıkıyor karşımıza. Süheyl Denizci (1932-2007) kuşkusuz Türkiyede caz müziğinin öncülerindendi. Pek çok enstrümanın yanına vibrafonu da koymuş önemli bir caz müzisyeniydi. Hem prodüktör hem de müzisyen kimliğiyle Attila Özdemiroğlu da Türkiyede vibrafon çalan müzisyenler arasında.
1968 tarihli Raslamsallar IV, V, VI, vibrafon, alto saksafon, kontrbas ve vurmalılar için isimli yapıtında İlhan Usmanbaş (1921) vibrafon kullanmış, yapıtın ilk seslendirilişi ise Ankarada, Moskova Yeni Müzik topluluğu tarafından 1993 yılında gerçekleştirilmiş.

Türkiyenin neredeyse tek vibrafon virtüözü olarak Tevfik Akbaşlı (1962) biliniyor. İcracılığının yanı sıra, besteciliğiyle de ön planda olan bir müzisyen. Akbaş da Gary Burtonla çalışmalar yapmış şanslı icracılardan.
1987 doğumlu Tunç Çakır, hem bu kadar genç olup, hem de yaşına göre perküsyon sanatındaki başarısıyla izleyicileri kendisine hayran bırakıyor. 2001 yılından itibaren pek çok müzisyene perküsyonuyla eşlik eden Çakır, 1998 yılında, Mimar Sinan Üniversitesi Vurmalı Çalgılar Bölümüne girmiş. Cengiz Baysalın Candy and Milkshake albümünde ise vibrafon çalmış. Tunç Çakırın en önemli özelliğinin, 4 mallet vibrafon çaldığı söyleniyor.
Türkiyede Vibrafonun konservatuarlar dışında pek yaygın öğrenim alanı yok. Belki cazın elit müzik olmaktan uzaklaşması ve özellikle de ailelerin çocuklarını sıra dışı enstrümanlara yönlendirmesiyle vibrafonun meraklıları da artabilir.