yaşıyorum,yaşıyosunuz bu sayede birçok insan ilişkilerini gözlemleme fırsatı buluyorum, buluyosunuz. şimdiye kadar tartışmalarda rastladığım bariz bi tavır var. takdir edersiniz ki insanlar konuşmacının ne dedi'ğinden çok ne idiği'yle ilgileniyorlar. bu konuda babamın bana örnek teşkil etmesi açısından anlattığı bi olay vardır ki güzel bir tecrübe olmuştur ancak anlatmaya kalksam lebiderya bişey olur. insanların zihninde şablonlar vardır ve her şablona karşı takınılacak tavırların
verilecek cevapların tiplerinin listeleri vardır; yeni tanıdığı birini bu şablonlardan herhangi birine oturtmadan cevap veren çok az insan gördüm, ve onlar nadide insanlardı. bu nadide insanların dışında cevap verme moduna göre birkaç tip olduğunu duymuştum ;fettullah tipi cevaplar,ahmet hulusi tipi cevaplar,aiberg tipi cevaplar falan filan...
kısaca değiniyim ;fettullah tipi cevaplarda eleştirel soru ya da itirazlara cevap yoktur.söz konusu önder katiyyen! sıradan insanlarla tartışmaya girmez. bu tip eleştirel sorulara ancak kendi adamları tarafından üçüncü şahsın öyle-böyle dediği nakledilirse ve lütfen cevap verir. o sırada konuşan kişi eleştiren kişi olmadığından fethullah tipinde cevabı anında eleştirmenin imkanı yoktur. soran kendi adamı, meclis kendi meclisi olduğundan, verilen cevabın soru ya da eleştiriye mutabık olup olmadığını hiç kimse tartmaz, cevap şartsız sorgulamasız kabul edilir ve cevabın kitaba, sünnete, akla, mantığa uygun olduğuna inanılır, itirazcı hezimete uğratılmış sayılır, daha sonra cevabı eleştirmeye çalışan itirazcının hakkı aramak peşinde olmayan, cerbezecinin/polemikçinin ve hatta dinsiz kafirin teki olduğuna karar verilir.o bir mahşer midillisidir :P,sonunda dava kapanır. fethullah tipinde itirazcının muhatap alınması ruyada bile mümkün değildir(nitekim rüyanda ne demişler rüyanda görsen inanma), çünkü efendi hazretleri sınanamaz ve bu gibi pestenkerane şeylerle uğraşmaktan münezzehtir. Muaf tutulur yani.ahmet hulusi tipi cevapları kullanan tipteki kişi kendine özgü ve ortodoks görüşlere benzemeyen alakasız bazı fikirler geliştirmiştir, fikirlerini bilimsel kelimeleri kullanarak ifade eder, ancak bilimle hiç bir şekilde alakalı değildir.'gibi'yapar yani.gibi yapmak..
velhasıl bi takım olaylara aklınca mantıklı anlamlar yükler.sürekli bilimsel yorumlar yaptığını dşünür
ancak yorumun bilim olmadığını bilmez!Aslında önder pozisyonunda olduğundan bilmemekte işine gelmektedir. En kısa şekliyle boştur yani boş.bi de aiberg tipi cevaplar verenler var ki; bu tip
şahsiyetler biz dünyalıların soyundan olmadığı için her şeyi bütün detay ve branşlarıyla bilir. örneğin,
mükemmel bir bilgisayar programcısı olmakla kalmaz, aynı zamanda mükemmel bir sistem analistidir de. dünya üzerindeki bilgisayarla ilgili her dönüm noktası keşif ve icat ya onun tarafından yapılmıştır, ya da o sırada kendisi de oradadır, yol göstermiştir.newtonun kafasına düşen elmadaki kurtçuktur,topraktaki solucandır netice olarak bi şekilde tanıktır olaya.durum gerektirdiğinde 5-10
dakika inceleyerek hemen bir şey keşfedip icra edecek kadar yetenekli ve vakıftır.her tür mikroişlemcinin mimarisini bilir, her tür os'la çalışabilir, windows dosyalarını inceleyerek unix
platformlarında kullanılabilecek bir şeyi hemen keşfeder.dahasıda var ama bu kadarı dahasını hayal
ettirir. müzisyen oldu mu, klasik türk musikisini ya da klasik batı musikisini bütün detaylarıyla bilmek
yetmez ona!, o bilmeye bir başladi mı,cazdan girer ragadan çıkar, rus folk müziğinden girer, kalipsodan geçer (hobaaaaaa), siku müziğinden çıkar. enstrüman çalmaya bir başladı mı, gitar deyip durmaz, sitarla başlar, gamelonla devam eder, steel drum'la ara taksimi yapar; harpiscord onun beşik enstrümandır, onu "kora"yla döve döve büyütmüşlerdir. endonezyaca dini ayinler bestelediği gibi, hip hop besteleride vardır, sadece müzisyen değil, orkestra şefidir, balerindir, seyyar satıcıdır -sonuncu ilgisiz oldu ama olsun, o da arada kaynasın ne de olsa seyyar satıcılar da bir tür müzisyendir.- ayrıca bir gırtlak vardır ki onda her perdeden söyleyebilir kadın perdeleri dahil (erkekler için). müziğin teorisini yapmış kitabını yazmıştır! burada affınıza sığınarak, yüce türk milletinin bu türbir fırsat çıktığında söylediği müstesna bir nidayısöylemek istiyorum: o-ha! lütfen vurgulu ve yüksek sesle okuyun ki amacıma ulaşmış oluyum. arif olana yeter de artar bile, ötesini söylemeyeceğim. şimdi, böyle bir adam cevap verse tokmak gibi cevaplar verir, değil mi? elbette ki! hiç kuşkunuz olmasın öyledir. öyle cevaplar verir ki,feleğinizi şaşırırsınız,bi taraflarınızın ferri kaçar "ulan, ben bunu ne zaman dedim?""ağzım yüzüm eğileydi,diyen yerlerim ağrıyaydı da demeseydim"derken bulursunuz kendinizi. tırnaklarınızı dişler, başınızı duvarlara vurur, kanser olursunuz, kafayı yersiniz; cevap vermede de öyle ustadır,herşeyde olduğu gibi..aiberg tipi cevapların bazı vasıflarıda var mesela alakasızlık. sen bilgisayar dediğinde onun sanattan söz etmesi gibi, sen basit bir lafını eleştirdiğinde onun seni filancanın köpeği ilan etmesi gibihayalperestlik: hayalindeki kendisini gerçekle sürekli iltibas etmek, okuyucuları da salak yerine koymak,-allah için gerçekten kendine uygun olanıda şıp diye buluyor adam sanki mıknatıs salakları cezbediyor; salaklığın neolduğunu henüz öğrenememiş olan varsa çok nadir bulunan bir kaç örneği kaçmadan yakalasın.
saçmalamak: bu kelimenin tam anlamını bilmek isteyen bir kaç cevabını okusa yeter. Bilmem ki anlatabildim mi.okuyanlar adına berhudar oldum.