şarkı evet. çeviri, bilmiyorum. şöyle birşey denedim
boş tuval yüzleri, dokunulmamış kilden tabakalar...
tıpkı bir zamanlar onun yaptığı gibi önümde duruyorlar öylece...
beş ufkumun beşi de ruhunun çevresinde döndü
nasıl dönerse dünya güneşin etrafında...
şimdi tattığım ve soluduğum hava alıp başını çekti gitti
onu herşeyim olarak görmüştüm hep
biliyorum, elinde avucunda ne varsa sunmuştu bana...
ve şimdi...
acılı ellerim, bir zamanlar sahip olup şimdi yitirdiğim bir gökyüzünü çevreleyen bulutların altında titriyor
tüm resimler siyaha boyanıyor, siyah heryerine işliyor herşeyin
çıkıp yürüyorum, oynayan çocuklarla çevrili etrafım
duyabiliyorum kahkahalarını, peki ben neden böyle sararıp kuruyorum?
ve kafamın etrafında dönüp duran bütün bu çarpık düşünceler
dönüyorum, durmaksızın, dönüyorum
güneş nasıl da çabucak batıyor
ve işte acılı ellerimde bir zamanlar mutlulukla yudumlayıp şimdi mahrum kaldığım şarabın kırık kadehi uykuya dalıyor
tüm resimler siyaha boyanıyor, siyah heryerine işliyor herşeyin...
aşk herşeyini alıp gitti...dünyamı siyaha boyarak...
gördüğüm, olduğum, bundan böyle olup olabileceğim herşeyi simsiyah kuşatarak...
biliyorum, güzel bir yaşamın olucak bir gün
ışıldayan bir yıldız olacaksın, biliyorum, bir başkasının gökyüzünde
ama neden
neden benimki değil, olamıyor o gökyüzü?
neden?
neden?
neden?