Çok başarılı bir pazarlama oyunu.. Malmsteen Türkiye'deki dinleyici potansiyelini kullanmak istiyor; Türkçe parçalar ile de ciddi bir seyirci kitlesine seslenecek. Türkiye ÇOK büyük bir pazar, 12 milyon nüfuslu İstanbul'dan daha küçük Avrupa ülkeleri olduğu düşünülürse..Malmsteen uzun süredir bitik, ama özellikle Japonya pazarı onun gibileri ayakta tutuyor. Türkiye'de de ikinci bir Japonya potansiyeli var..Kıraç ile çalmak uygun bir hamle, onun arabesk-akdeniz müziği karşımı parçalarındaki akor dizileri (özellikle sekonder dominantlar, frigya veya napoliten akorları vs..) zaten hep Malmsteen parçalarında da olan armonik yapılardır, Malmsteen onunla birlikte çalmakta o açıdan zorlanmayacaktır.. Ama tabi Kıraç'ın şarkıcılığına nasıl dayanacak, onu bilmiyoruz.. Olağanüstü rock vokalistleri ile çalışmış Malmsteen'in adeta keçi gibi meleyerek vibrato yapan Kıraç'a müzik öğretmek zorunda kalması muhtemeldir.. (Soulforger!a not: 5 paralık armoni bilgimle yaptığım yorumlar nedeniyle affına sığınıyorum şimdiden.. Ben kimsenin zevkine bir şey demiyorum, bazı konularda göreceliği aşmak mümkün değil.. Ama şunu söyleyeyim, benim kulaklarımın Kıraç dinlerken yaşadığı ızdırabı sen hissetsen, inan bana sen de daha azını yazmazdın..Kıraç'ın detonelerini sen duyamıyor olabilirsin, ne mutlu sana...Keşke ben de duyamasaydım hatta, belki Türkiye'de hayat daha kolay olurdu, Nil Karaibrahimgil'i falan da zevkle dinlerdim muhtemelen..)
Bu arada, Malmsteen'in eşinin bu işte parmağı olması bence de olası.. Kendi hesabıma konuşayım, Malmsteen gibi bir müzisyen olsam, eşim de Kıraç dinliyor olsa muhtemelen boşanırdım..Ama ben ticaretten oldum olası anlamam zaten:)