insan düşüncelerini giyim tarzıyla anlatmaya çalışıyorsa işin kolayına kaçıyordur. her romalı gibi giyinen nasıl romalı olmuyorsa... birinin hep siyah giymesi benim aklımda o kişinin siyahı sevdiğinden başka bir anlam oluşturmaz.
özentilik kavramı çok saçmadır ve dereceleri vardır. mesela "x kafasına tüfekle ateş ederek intihar etti, ben de edeceğim" demek bir özentilik örneğidir. birisini kendine örnek almak değil, onun gibi olmaya çalışmaktır özentilik(sanmasanız da arada fark var). "emo dinliyorum, bütün emo dinleyenler böyle hüzünlü falan. benim de hüzünlü takılmam gerek" diyen insan da bu türe giriyor.
"robert fripp çok iyi müzisyen, kendimi geliştirmeliyim ki onun seviyesine ulaşabileyim, hatta onu bile geçebileyim" diyerek senelerce beste çalışmaları yapmak ise başka bir şeydir.
sevdiğin bir sanatçı gibi olman için, onun giydiği giysinin aynısını giymen gerekmiyor, onun yaptığı hareketleri taklit etmen gerekmiyor. çünkü o bir manken değil, müzisyen. giysi farklı bir boyut.
kate moss'u beğenen bir bayan onun gibi giyiniyorsa pek garip kaçmaz.
sevdiğin sanatçının veya grubun t-shirtünü giyersin elbet, etrafta "bu grubu dinlediğimi herkes görsün" diye gezmek istiyorsan.
özentilik kavramı popüler kültür kavramıyla anılmalıdır her zaman. popüler kültür değişkendir. son yılların modası rock ve metal, çoğu ergenin gözdesi. özenmeyle başlanır bu tür işlere, siyah giymeye vs.
bazılarınız diyecek ki, "söylediklerine göre senin de bir şeye özenerek müziğe başlamış olman gerek."
küçük yaşlardayken elime geçen telleri kopuk klasik gitarla başladım müziğe. o zamanlar etrafımda rock müzikle alakalı pek bir şey yoktu. televizyonda ibrahim tatlıses ile hülya avşar ormanda birbirini kovalıyordu.
kimseyi özentilikle suçlamıyorum, alınmayın. kendiniz gibi olun...