insan kalbinin taşlaşışını böylece dışarıdan kendinin arkasından seyredebilir mi..
hayallerin yittiği ve artık son umutların da tükendiği noktada nasıl bir devam ediş ister hayattan..
kendini de attığı anılar ateşinde yok oluş mu yoksa küllerinden doğuş mu seçer..
sonunda unutmak varsa ve artık bitiyorsa acılar buna acır mı insan..
sırf aşka ait diye acının tükenmemesi için kendini feda eder mi acılara..
kalbinin taşlaşışına ağlayan bir alkolik olur sonra bir çimenlikte yıkılır kalır, son umudu da denizin dingin sularında parıldayan ışıklarla yokluğa yol alır..
insan unutmamayı sever mi, yokluğunu sever mi aşkın..
hı?
.....
yokluğun..
hayal kurduğum için beni cezalandıran..
ahh
ne acıdır unutmamam için hiçbir sebebin kalmamaı..
ve ne acıdır hala sevmek için tek bir yıldızın parlamaması..
direniş yokluğuna değildir aşkın, yokluğunun yokluğunadır..
unutmamayı seçtim!