evet Haliye hanım, sizi tanımasam nerdeyse benim yazdığım en uzun yazıyı geçme girişiminde bulunduğunuzu düşünecektim :) ama beni kimse geçemez (evet efendim, iddialıyım, gerekirse çok daha uzun bile yazarım)
ilk olarak mani ya da değil, bence hala ismi önemli değil :) zaten anlatmaya çalıştığım şey için ismine ihtiyacım yoktu :)
sonracığıma asıl ağır ithamda siz bulunmuşsunuz hanımefendi, ben mektup kelimesini öğrenirken sizin mektup arkadaşınız olduğunu söylemişsiniz ama bilmediğiniz bir şey var tabii ki.. hemen meseleye açıklık getiriyim de herkes rahatlasın.. biliyorum gündeme oturdu bu bilmediğiniz şey, herkes takipte.. ben de ilk olarak burda açıklıyorum.. dan dan dan.. şok! Özcan bilmediğimiz şeyi açıkladı.. (Allah'ım ne yapıyorum ben, neyse, başladık, bitirelim)
evet arkadaşlar aslında ben mektup kelimesini bilerek doğmuşum.. yani doğduktan sonra beni yıkamaya götürdüklerinde, (yalnız öyle bir söyledim ki sanki araba yıkamaya götürüyorlar hehe) sevgili ebem anlatır bunu, ebeme bakmışım bakmışım, buğulu bir bakış atmışım (görüyorsunuz ki o zamandan beri çok derin bir adamım..) (hahaha pardon bir parantez daha açmak zorunda kaldım, çünkü bu bana bile komik geldi hahaha, derin haha.. kapatayım parantezi) neyse efendim ne diyordum.. buğulu bir bakış atmışım.. sonra gözlerinin içine bakıp "mektup" demişim.. ebem bunu duyunca bayılmış tabii.. (biliyorum sıkıldınız ama bir parantez daha açmam lazım burda.. gördüğünüz üzere yarım akıllı olmam da ebemin orda bayılıp beni kucağından düşürmesi ve benim kafa üstü düşmem sonucu olmuştur.. neyse ki kafam sağlammış da ölmedim, sadece delirdim) yani itham ettiğiniz şeyler gerçek dışıdır hanımefendi.. ben daha doğduğumda mektup dediğime göre sizin mektup arkadaşınız olamaz o yaşta.. hatta o yaşta değil, siz o zaman yoktunuz ki yaşınız olsun.. hey gidi günler hey.. neyse..
ya bir de şunu sorucam; bu mektup arkadaşı hikayesi gerçek mi ki? :) ayrıca yaz yaz, iyi gelir gerçekten :) buraya da yazabilirsin, okuruz yani.. en azından ben okuyorum hehe