ben mor ve ötesini severim ama, bir yandan da gerçekçi olmak lazım. büyük paralar var bu işin ucunda, adamlar haliyle kabul etti. bizim tek kabullenemediğimiz olay ise, bizzat kendimiz. milletçe öyle bir toplumuz ki, bir şeyi sevince hakikatten tam seviyoruz. ve sevdiğimiz şeyleri de diğerlerine karşı anlamsızca, sonuna kadar bırakmadan savunuyoruz; onlar için mücadele ediyoruz. misal mor ve ötesini mi sevdik, sadece müziğiyle değil, grubu oluşturan insanlarıyla da seviyoruz. bunlar süper adamlar diyoruz, büyük adamlar diyoruz kendimizce göklere-tepelere çıkarıyoruz. oysa adamları yalnızca yaptıkları müzikleriyle sevmemiz gerek. kendimizdeki ahlak, erdem, karakter gibi üst kavramları gereksiz bir şekilde sevdiğimiz müzisyenlere zorla giydirmekle, aslında onlara büyük haksızlık yapıyoruz; onları kendi anlam değerlerimiz içine hapsediyoruz.
örneğin, müzikte yarışma kavramına karşı olabilirsiniz; çünkü müzik spor v.s. gibi rekabetin olduğu bir alan değil, aksine bir sanat dalı diyebilirsiniz. öte yandan eurovision saçma sapan, hiç bir amacı olmayan abuk subuk bir organizasyon da diyebilirsiniz. ama bu düşünceleriniz yüzünden sevdiğiniz grup hakkında grubun uyguladıkları bakımından hayal kırıklığına uğramanız, aslında bizzat kendinizde uğradığınız bir hayal kırıklığı oluyor. çünkü sen mor ve ötesi'nin, albümlerinde bir çok şeye karşı tavır aldığını görüyorsun aynı fikirde olduğun. ama gel gör ki uygulamada sıfır, yok. işte bu yüzden üzülmeyeceksin, hayal kırıklığına uğramayacaksın. hayal kırıklığına uğrayarak, kendine ve bu adamlara karşı haksızlık etmiş olursun. çünkü bu kadar işte bu adamlar, ötesi yok..