-
Brad Mehldau ve piyanosunu izlemek istiyorum. Radiohead sarkilarina piyanosuyla farkli bi lezzet katan bi müzisyen kendisi.
-
Bir de sunu copy paste etmem lazim:
Christopher ORiley - Piyano
Christopher O'Riley kariyerine klasik müzik çalarak başlamış usta bir piyanist. Ünlü rock grubu Radiohead'e duyduğu hayranlıkla zamanının büyük bir kısmını Radiohead'in müziğini solo piyanoya uyarlamaya veren sanatçı, bu çabalarının meyvesini geçtiğimiz yıl içinde yayınlanan albümü "True Love Waits" ve Amerika ve İngiltere'de verdiği başarılı konserlerle aldı. "Karma Police"den "Fake Plastic Trees"e kadar birçok Radiohead parçasının özünü koruyarak kendi yorumuyla renklendiren O'Riley, son yılların en ilginç klasik müzik - rock füzyonlarından birini yaratıyor.
-
Ayrica, John Scofield'i de es gecmemek lazim;)
-
Brad Mehldau geçen sene muhteşemdi. Bu sene de kesinlikle kaçmaz. Geçen sene Paranoid Android i çalmamıştı yanılmıyorsam. Yoksa çalmış mıydı? Hmm. Neyse umarım bu sefer bizi mahrum bırakmaz. Exit Music i bekliyorum bir de. Tabi hiçbirini çalmasa da olur. Yeter ki gelsin.
-
Çok haklisin, muhtesemdi.
Yüksek ihtimalle temmuz'un ilk 2 haftasi istanbul disinda olacagim. Yine de bi yolunu bulup gitmeye calisacagim. Sayet gidemezsem gidenlerden kritik almak istiyorum;)
-
halla halla organizatörler rock festivaline 50 centi getiriyorlar hayret buna eminemi felan çağırmıyolar :)
-
açık mavi anlatımı sevmiyorum....
-
christopher o'riley den carmapolice dinlemek gerçekten keyifli olur heralde..
-
Cazla uzaktan yakından ilgisi olmayan, ancak caz festivali adı verilen bu sermaye eşkıyalığı da olmasa izleyemeyeceğim için bu seferlik ses çıkartmadığım (kızdım mı çok fena yaparım) çocukluk idolüm Joan Baez'in konserinden henüz döndüm. Cebimdeki azıcık parayla "Ben Baez'in bütün şarkılarını su gibi biliyorum, oraya girmek asıl benim hakkım!" diye köşede bir yandan sızlanıp, diğer yandan "resmi karabosacılığa", önüme gelen her görevliye bağırıp çağırmak hatta azarlamak suretiyle söverken -ki taş merdivenlerde oturmak için dahi 35 milyonluk biletlerden almak gerekiyordu- beni mesih edasıyla gelip, kolumdan tuttuğu gibi içeriye sokan mavi tişörtlü çocuğa burdan teşekkür edebilirim diye düşündüm. Sana bir rüya borçluyum arkadaşım, allah razı olsundan daha şık, daha hanzo da bir cümle bulamıyorum. Konser çok güzeldi; Baez, bir akustik gitar, 3 adet akor ve bir miktar tevazuyla yüzlerce binlerce kişiye şarkı söyletilebileceği dersini verdi. Ben de böylece Joan Baez'le şarkı söylemiş oldum, çatlayın ve de patlaya da bilirsiniz.
-
Heh heh:)
Charlie Haden konseri çok keyifliydi. Yağmurdan sırılsıklam olduk. Önümde, sağımda ve solumda oturan şemsiyeli şahısların şemsiyelerinden pantolonuma dökülen sular sayesinde konseri havuzda izlemiş gibi hissettim. Nasıl da hasta olmadım anlamadım. :)
Zavallı Carla Bley ikide bir çakan şimşeklerden piyano taburesinde sıçrayıp durdu korkarak!
Ama hava şartları aslında bu konser için süper bir ortam oldu. Bazıları kalkıp gittiler. Ama kalan birsürü insan vardı. Konserin sonuna kadar kaldık. Çok keyif aldım.
NOT: En önde basın mensupları oturuyordu (niyeyse) ve onlardan biri, siyahlı beyazlı saçlı, topsakallı eşşek herifin teki purosunu tüttürüp durdu ve bizi o iğrenç kokuya boğdu. Biraz daha kendimi tutamasaydım artık ne olurdu bilemiyorum.
İkinci bir NOT: Bir gazetede sözde sanat eleştirmeni bir kadın, şişmanca bir kadındı, Kurt Rosenwinkel konserine saksofoncu Joshua Redman'ı seyretmek için gitmeyeceğini, çünkü onun "tonu bile olmadığını" söyledi! Bred Melhdau'yu seyredicekmiş... Ne diyeyim gazetede sanat eleştirmeni diye çıkan biri böyle saçmalayabiliyorsa insanımız ne düşünür ne der bilemeyeceğim!
Üçüncü ve son bir NOT: Caz festivalinde Radiohead'in işi ne? Aynı şekilde PJ harvey'in de... Neyse, en azından Herbie Hancock gibi adamlar da geliyor ara sıra...