Rock yaşıyor.Yaşıyor,hem de atalarından aldığı genleri koruyarak.Ve alışık olduğu baş döndürücü temposundan taviz de vermiyor.Rock yaşıyor,çünkü dünya üzerinde yaşayan insan ırkı tükenişte direniyor.Direnmenin ötesinde,binlerce yıldır sürdürdüğü alışkanlıklarını,geliştirdiği modern teknolojilerle destekliyor.Çağdaş bir şekilde öldürüyor,çalıyor,savaşıyor,yok ediyor. Kendini,hayvanları,bitkileri,suları,havayı,toprağı,dünyayı,uzayı,her şeyi,her şeyi ama her şeyi,kendi elleriyle ürettiklerini,kendi elleriyle ürettikleriyle yok ediyor,yok ediyor...
Ve insanın öyküsü olan Rock yaşıyor.Soğuk denizlerdeki Vikinglerin soluklarının,çöl sıcağındaparıldayan kılıçların keskinliğinin,orta çağda yakılan cadıların çığlığının,bir sokak çetesinin çatışmasında namlularda tüten dumanın,dumanaltı salaş barların puslu sessizliğinin,ateşli bir dişinin bacak arasındaki sicaklığın,pamuk tarlalarında,toplama kamplarında,ölüm hasadı savaş meydanlarında,dünyanın en ücra köşelerinde tarih ve yer farkı gözetmeden ölen,öldürülen ve öldüren insanın en gerçek,en canlı,en sade ama en gösterişli,en sert ama en samimi öyküsü Rock.Yaşanmış ve yaşanan hayatın aynası değil,ta kendisi Rock.
Bir alt kültür yaşam tarzı olarak zaman zaman popüler olsa da ,asla popüler olan diğer akımlar gibi pop olmadı.Sadece varlığını sürdürdüğü yeraltından dışarı sızdı,süzüldü,yoğun bir sis gibi kapladı her yanı,ama taviz vermedi,söylemini yumuşatmadı,uzlaşmadı.Boyun eğmeyen bir asi olarak kaldı daima.
Genç kuşaklar,yaşamdan beklediklerinin gerçekleşme umudu azaldıkça bunun suçlusu olarak gördükleri otoriteye,aileye,sisteme,okula,herkese ve herşeye karşı içlerinde oluşan güvensizliği ve öfkeyi dışa vurmak için Rock'ı kullandılar.Yaşadıkları kent kenarlarında,işsiz,eğitimsiz,parasız,modern dünyanın paryaları olarak seçenekleri pek de fazla olmayan bu genç insanlar uyuşturucu satmak,çalmak,tetik çekmek,orduya katılmak veya müzik yapmakarasında bir yerlerde yaşamın kenarına iliştirilmiş birer sistem safrasıydılar.Müzik yaparak en azından hayatta kalma ve yaşamlarındaki yok oluşu bir anlamda durdurma şansları vardı.Diğer seçenekler sonları belli arka sokak zar oyunları gibiydi:Kaybetmek banko.
Rock yüzünü ilk kez gösterdiğinde,alışılmamış ve aykırı bir kuşağın geçici bir heyecanı olduğu sanıldı,ama gerçek çok farklıydı.Aslında Rock hep vardı ve sadece sesini şimdi daha yüksek çıkartıyordu.
Rock zaman zaman ortadan kayboluyor,ancak her geri dönüşünde daha sert,daha asi,daha uzlaşmaz ve kararlı bir tavır sergiliyordu.Ve bu kayboluşlarda,artık onun öldüğüne dair ahkamlar kesilmeye başlanıyor,neden böyle bir sonla karşılaştığına akıl sır erdirilmeye çalışılıyordu.Fakat Rock yaşıyordu;kendi kozasına çekilmiş,geçireceği metamorfozun yakıcı tünellerinde ilerleyerek,günışığına çıkacağı ana hazırlanıyordu aslında.Çünkü insan ırkı yaşıyordu ve Rock,damarlarına akacak olan özü almaya devam ediyordu.Ve geçirdiği her değişimin sonunda;eski formu ile birlikte ondan türemiş,gücünü,rengini,kimliğini ondan almış fakat ondan daha asi ve sert,ondan daha gerçekçi ve güncel endişeleri daha açık yaşayan dallarıyla toprağın üstünde yükseliyor ve meydanı boş bulmuş gündelikçilere,çapkın gülümsemesiyle hınzırca göz kırpıyor,geldiğini alaycı bir tavırla müjdeliyordu.
Can ATACAN
Eylül 1996,İzmit
------------------------------------------------------------------------------------------ İŞTE BU YÜZDEN ROCK'N ROLL VE ONUN DEVAMI NİTELİĞİNDEKİ METAL SADECE BİR MÜZİK DEĞİL AYNI ZAMANDA DA YAŞAM BİÇİMİDİR...