kurallar, kaideler her daim üst yapıyı kurmak içindir; alt yapı her zaman samimiyet doğrultusunda duygulardan oluşur. yani özüyle üst yapıyı oluşturan "teknik" bir yere kadardır. alt yapı ise insanın değerlerinden, hayat boyu süren arayışlarından, savruluşlarından kendi kendine oluşan bir bölümdür. yaratıcılık 15-16 yaşlarında kendini belli eder; şiirler, şarkılar kendiliğinden dökülüverir mısralara. insan acı çektikçe büyür, mutlu oldukça aptallaşır. ancak sadece insan sevgisi, insan sevgisinden de öte tabiat sevgisi olan insan acı çektikçe büyür. büyümekse sorumluluğu getirir, insan büyüdükçe kendini diğerlerine karşı sorumlu hisseder. aç insanlar görür, boğazından lokmalar geçememeye başlar; her şeyden öte insanın insana yaptığını görür de, sessizliğinden utanır. sorumluluk "ahlak"ı, ahlak ise "çile"yi getirir. başka insanların acılarını yaşayabilmek, başkalarının çektiklerini hissedebilmek, kendi nefsinden sıyrılabilmektir çile. insanların uyanamayışlarından, duyarsızlıklarından açılan yaradır başka bir deyişle "çile".
çile çeken insan, "kamil" insandır. müzikteki, şiirdeki yaratı sadece aşk acısından ibaret değildir. bu yüzden kamil insanlar, yaptıklarıyla her zaman diğerlerinden ayrılırlar. müziğe söz yazmadaki en büyük problemse, müziğin hangi hislerle oluşturulduğudur. ve yaşadığımız devirde, dünyada olup bitenleri her şeyiyle takip etme imkanımız bu denli varken; sözlerimiz hala 15-16 yaşlarımızdaki gibi aşk-meşk'ten ibaretse, burda büyük sorun var demektir.