farkedip fark etmediği ne yaptığına bağlı. üzerinde kabin emulatörü olan bi processör üzerinden bağlıyorsan çok sorun olmaz. distorsiyonu filtreleyecek bir devresi olmayan anfilerde ise çok fark eder. bahsedilen bu hoplarlörler (celestion vintage 30 vs) hiçbir filtreleme yapılmamış bir distorsiyon sinyalini verdiğinde güzel bir ses tonu üretecek şekilde frekans cevabı şekillendirilmiş aletler. tüplü bir anfiyi sona kadar açmaya niyetin varsa böyle bir hoparlör lazım çünkü sona kadar açılan anfinin çıkış tüpleri de distorsiyon yapıyor demektir o noktadan sonra filtre, EQ falan bağlanamaz, yapılabilecek tek şey uygun (yani kulak tırmalayan tonları (6khz ötesi) üretemeyen, tercihen orta frekansları (1khz civarı) da biraz kesen) bir hoparlör kullanmak.
Bu arada bu hoparlörlerin kağıtları bıraz kalın olduğu için çok düşük volüm seviyelerinde (aman komşular rahatsız olmasın seviyesi) pek tatmin edici sonuçlar vermiyorlar. Apartmanda yaşıyorsan bir prossörün kabin emulatörü üzerinden hifi sistemine ya da direk kulaklığa verilmiş sinyal bu nedenle daha iyi sonuç verir çünkü hifi sistemleri düşük volüm seviyelerinde daha net ses üretebiliyorlar. Gitar hoparlörleri volümü kökledikçe canlanıyor kendine geliyor bu da apartman koşullarında pek iyi gitmiyor.