direkt ilgisi yok ama ibanetze bana bişeyi anımsattı:
geçen kış gecenin bi vakti Taksim'den eve dönerken Tünel yolunu kullanıyoduk.
hep gördüğümüz bir adamı o gün yine gördük. çaldığı alet, kanun şeklinde ama xylophone'da olduğu gibi iki adet bagetimsi aparatla icra ediliyor, tatlı/ritmik bir melodisi var. çalan adam da sokak çalgıcısı.
zaman zaman sokak çalgıcılarının yaptığı gibi ortak çalıp parayı paylaşmak üzere bir araya gelmiş başka elemanlar da var. gitarist / değişik doğu enstrumanını çalan adam / neyzen... neyzen bir türlü uymuyor bunlara. o değişik çalgı da çok tiz ama ritmik bir ses çıkarıyor; malumunuz ney de tiz, ancak daha tekdüze bir ses çıkarıyor. öyle ritmik değil yani. gitaristle öteki bir olmuş; "abi sen bize uymuyosun işte zorlamayalım ya" diye ötekini aradan çıkarmaya çalışıyolardı. bu ikisi işi dındırıdın dındırıdın götürüyo ama neyzen füüüü füüü füüüyt diye arada sırıtıyo.
bakınız adı sanı duyulmamış telli çalgılarla gitar bile kardeş kardeş çalabiliyorken,
aşağı yukarı aynı coğrafyaya mensup iki enstruman birbirlerini götüremeyebiliyor.
yeterki sesler tutsun birbirine.